İçel Tahtacı Kültürü’nde Terim,
Kavram ve Adlar Üzerine Bir Deneme
Nilgün
Çıblak*
Alevi-Türkmen zümrelerinden birisi
olan Tahtacılar, geçimlerini ağaç kesip dikmek, kiriş ve tahta biçmekle
sağladıkları için Anadolu’da genellikle ormanlık alanlarda, orman işçiliğinin
yapılabildiği bölgelerde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Günümüzde, Tahtacılar’ın
göçebe hayatından yerleşik düzene geçerek bir kısmının toprağa bağlandıkları bir
kısmının da kendilerine daha farklı geçim kaynakları sağladıkları
görülmektedir.
Ağaç
işleme sanatının kendilerine atalarından miras kaldığını söyleyen Tahtacılar,
Oğuz Türkmenleri’ndendir. Yazılı kaynaklarda Tahtacı adına ise ilk olarak
16.yüzyılda Osmanlı vergi nüfusu tahrir defterinde “cemaat-ı Tahtacıyan”
şeklinde rastlanmaktadır.1 Bu topluluğun kökeni üzerinde ise
araştırmacılar tam bir görüş birliğine varamamışlardır. Bazı araştırmacılara
göre, Tahtacılar, 13. yüzyılın ikinci yarısının başlarında adından bahsedilmeye
başlanan ve en eski göçebe Türkmen zümrelerinden birisi olup genellikle ormanlık
alanlarda yaşamlarını sürdürmüş Ağaçeriler’in bir uzantısıdır. Anadolu’da
Maraş-Malatya bölgesinde yaşamış olan Ağaçeriler’in bu adı alması ise
yaşadıkları alanın coğrafi özelliklerinden ve buna bağlı olarak da geçimlerini
orman işçiliğinden sağlamış olmalarından kaynaklanmaktadır.2
Tahtacılar’ın atalarının
Ağaçeriler olduğu görüşüne birçok araştırmacı katılmaktadır3, ancak
Tahtacılar’ın diğer Anadolu Alevileri gibi Babai Türkmenleri’nin torunları
olduklarını, kendilerine bu adın ormanlarda oturup kereste imalı ile meşgul
olmalarından dolayı verildiğini, bu topluluğu Ağaçeri Türkleri’nin torunları
gibi göstermenin acele verilmiş bir hüküm olduğunu belirten araştırmacılarımız
da vardır.4 Bunun yanında Tahtacılar’ın Ağaçerilerle hiçbir
bağlarının bulunmadığını, bunların Orta Asya’daki bir Türk boyu olan
Tahtahlar’ın veya benzer bir ad verilen hakim bir zümrenin etrafında kümelenerek
çeşitli Türkmen gruplarından oluşmuş dini bir topluluk olduğunu ileri sürenler
de vardır. Bu görüşe göre, en eski Oğuz boylarından bazısı –Bayatlar, Çepniler-
nasıl ki ilk adlarını muhafaza etmişlerse Tahtahlılar veya Tahtahlar da bu
isimlerini günümüzde Tahtacılar şeklinde sürdürmüşlerdir.
Aynı
zamanda orman işçiliğiyle hiç uğraşmamış Tahtacı oymaklarının varlığı bu adın
tahtacılık sanatından dolayı ortaya çıkmadığını, bunun köken itibariyle çok eski
dönemlere ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca Tahtacılar’ın Orta Asya’dan bu
yana izledikleri geliş oylarlı da Ağaçeriler’in izlediği yollardan
farklıdır.5
Türkçe’den başka hiçbir dil
bilmeyen ve Orta Asya Türk örf ve âdetlerini hâlâ en saf şekliyle temsil eden
Tahtacılar’ın6 kökeni hakkında henüz bir görüş birliğine varılamamış
olmasına karşın, bu konuda araştırmalarda bulunmuş kişiler arasında, bu
topluluğun Moğol istilası sırasında Anadolu’ya gelen, burada da aynı tehlike ile
karşılaştıkları için Suriye ve Irak’a geçen Ağaçeriler’in7 torunları
olduğu görüşü hakim görüş olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tahtacılar gelenek ve görenekleri
yönünden Alevi olmakla birlikte diğer Aleviler’den farklı özelliklere sahiptir.
Bunlar Hacı Bektaş ocağını tanımazlar, her birinin ayrı pir evleri vardır.
Tahtacı dedeleri ocak denen ve kutsal saygınlığı olan iki soydan gelir.
Bunlardan birisi İzmir’in Narlıdere köyündeki Yanınyatır Ocağı; diğeri Aydın’ın
Reşadiye bucağındaki Hacı Emirli Ocağı’dır.
Bu iki
ocağın dedeleri birbirine bağlı olmadığı gibi bunların üstünde veya altında bir
başka ocak dedesi de bulunmamaktadır. Bu dedeler yaz ürünü toplandığı sırada
kendilerine bağlı köylere giderek ayinleri yönetir; kendi haklarını alır;
herhangi bir suç işleyen varsa cezasını verir ya da cezasını kaldırır; kışın
yapılacak ayinleri yönetmeleri için her köyde bir kişiye yetki verdikten sonra
da köylerine dönerler.8
Yanınyatır Ailesi’ne bağlı ocaklı
dedeler, Tahtacılar’ın Bağdat’tan geldiklerini söylemektedir. Bağdat’tan hareket
edip uzunca bir süre Çukurova’da, Ceyhan dolaylarında kalmışlar, buradan da ilk
önce Edremit’teki Kaz Dağı’na sonra kasabalara ve Narlıdere’ye yerleşmişlerdir.
Ocaklı dedeler, bugün de Narlıdere’de bulunmaktadır; ancak aşiretin büyük
bir bölümü değişik yerleşim alanlarına dağılmış
durumdadır.9
Bu ocağın
atası olan Dur Hasan Dede’nin mezarı ise Adana’nın Misis dolayındaki Durhasan
Dede Köyü’nde bulunmaktadır.10 Hacı Emirli ocağının ataları ise
İslahiye’ye bağlı Güvercinlik nahiyesinde yatan İbrahim
Sâni’dir.11
Bugün bu
iki ocaktan Yanınyatır Ocaklıları Narlıdere’de oturmayı tercih ettikleri halde
Hacı Emirli Ocaklıları Aydın ile Söke arasındaki Gümüş Köyü’nde
oturmaktadır.12
Tahtacılar genel olarak
Anadolu’nun başlıca Maraş, Adana, İçel, Antalya, Muğla, Denizli, İsparta,
Burdur, Aydın, İzmir13 ve Balıkesir illerini kapsayan geniş bölgenin
genel olarak ormanlık alanlarında veya buralara yakın yerlerde yaşmalarını
sürdürmektedir.
İnceleme
alanımız olan İçel’deki Tahtacılar’ın yerleşim alanlarını merkez ilçeden
başlamak üzere şu şekilde sıralayabiliriz:
MERSİN –
Bekiralanı Köyü / Belenoluk Mahallesi.
             Â
Dalakderesi Köyü
             Â
Dorukkent Belediyesi / Düğdüören Mah.
  Â
           Çağlarca /
Tekirgölü Mah.
             Â
Kızılkaya Köyü
             Â
Kuzucubelen
Â
ANAMUR –
Kaşdişlen Köyü
Â
BOZYAZI –
Çubukkoyağı Mah.
               Â
Bahçekoyağı Köyü / Tursun Mah.
Â
ERDEMLİ –
Akdeniz Mah.
               Â
Tömük Belediyesi / Merkez Mahallesi ve Kale Mah.
Â
MUT –
Meydan Mah.
        Â
Yazıalanı Mah.
        Â
Göksu Belediyesi  / Köprübaşı Mah.
        Â
Kayabaşı Köyü
        Â
Kelece Köyü
        Â
Kumaçukuru Köyü
        Â
Yeşilyurt Köyü
Â
SİLİFKE –
Sayağzı Mah.
             Â
Kırtıl Köyü