Merhaba 
Ana Menü
|--> Forum
|--> Albüm
Son Ziyaretler
Hasan.Toparlak
06.10.2008 - 11:17
Çağrı.Ayıncez
13.09.2008 - 2:28
Admin
04.11.2006 - 7:00
İçel Tahtacı Kültürü’nde Terim, Kavram ve Adlar
Dini İnanış - Törenlerle İlgili Terim, Kavram ve Adlar
.: Yayınlanma tarihi: 04-Ock-2005 :: Okunma Sayısı: 205 :: Yorum :: Yazıcıya gönder :: Hepsini yazdır:.

Abdal Musa Cemi (K.2, K.30)

Bolluk bereketin artması, birlik beraberliğin sağlanması ve herhangi bir olumsuz bir olayla karşılaşılmaması için bütün köylünün bir araya gelerek Abdal Musa aşkına düzenlediği ceme verilen ad.

Abdal Musa Kurbanı (K.2, K.30)

Abdal Musa cemi için bütün köylünün bir araya gelerek aldığı kurban.

Ahiret Kardeşi (K.1, K.5, K.8, K.11, K.18)

Musahip olan çiftlerin birbirlerine verdikleri ad.

Ağzı kara (K.5, K.20, K.29)

İkrarı alınmamış erkeklere verilen ad. (bkz.ikrar alma)

Ana postu (K.15)

Aydınlılar’ın cemlerde kullandıkları post (bkz.post)

Arifelik (K.1, K.9, K.15)

Kurban Bayramı’ndan bir gün önce, arife günü, baba ocağını bekleyen evladın babasının ruhuna adadığı kurban. Arifelik olarak genellikle koyun tercih edilir, ancak maddi durumu iyi olmayanlar bunun yerine Cebrail (horoz)’i de kurban olarak verebilir.

Aşına (aşna) (K.1, K.3, K.5, K.6, K.7, K.8, K.11, K.13, K.19, K.24, K.32)

Musahiplikten sonra gelen ahiret kardeşliği. Musahibi bulunanlar, musahip oldukları çiftin dışında, kendilerine her konuda anlaşabilecekleri, birbirlerine yardımda bulunabilecekleri, sevip saydıkları bir başka çift daha seçer ve herhangi bir musahip olma ceminde dededen hayırlılarını alarak aşına olurlar. Aşınalık sadece Çaylaklar’da görülmektedir.

Aşır Çorbası (K.10, K.27)

Muharrem ayında tutulan orucun son gününde (hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu gününde) hububat ve baklagillerle Aşır Koca aşkına pişirilen ve bu nedenle “aşır çorbası” adı verilen tatlı bir yiyecek, aşure.

Tahtacı kültüründe Aşır Koca’nın kim olduğu hakkında ayrıntılı bir bilgi yoktur, yalnızca bu ermişin temiz ve iyi kalpli insanlara bazen aşır çorbası için gerekli suyu almaya giderken bir deve üstünde göründüğüne dair bir inanış vardır.

Ay (K.1, K.2, K.3, K.6, K.10, K.12)

Haz. Ali.

Baba (K.2, K.30)

Menemenciler’de dede olmadığı zamanlar onun vekilliğini yapan, dini konularda topluma yol gösteren, onları her konuda gözeten, dede geldiğinde de gerekli bilgileri ona ileten, Cuma akşamlarında, bayram akşamlarında cemdekilere önderlik eden, cenaze yemeklerinde, sünnet yemeklerinde, düğünlerde bayrak dikmede dua veren kişi.

Toplum tarafından seçilen baba, dede geldiğinde hayırlısını alarak bu göreve atanır. Kendisi dedenin vekilidir, ancak dedenin bütün hizmetlerini yerine getiremez, musahip olacakları musahip yapamaz, ikrar alamaz, düşkünlük cezası veremez. Dedenin bulunduğu cemlerde ise yeri dedenin hemen yanıdır.

Bacağı açık (K.1, K.3, K.6, K.11, K.13, K.18)

Çaylaklar tarafından musahibi olmayanlara verilen ad.

Bacağı çıplak (K.11, K.27)

İkrarı alınmamış kişi.

Başa baş (K.3, K.5, K.6, K.18)

Çaylaklar’da musahip olan çiftlerin, musahip olma cemlerinden birkaç gün veya bir yıl sonra, maddi durumları ne zaman elverirse, dendin de bulunduğu bir cemde verdikleri kurban. Başa baş adı verilen bu kurban yerine getirilmezse musahiplik tam olarak gerçekleşmiş sayılmaz.

Bayram akşamı (K.2, K.8, K.15, K.17)

Kurban Bayramı’nın ilk akşamında, dedenin veya dede vekilinin evinde toplanarak oluşturulan cem. Bu ceme gelenler yanlarında kendi kurbanlarının etinden bir miktar pişirip getirir. Burada herkes toplanıp da yerlerine oturduktan sonra erkân açılır; hizmetli gelir, meydanı süpürür, el suyu dağıtır ve sofrayı serer. Sonra da hep birlikte yemek yenir.

Birlik cemi (K.2, K.3, K.15)

Aydınlılar’da musahip olacak çiftlerin musahipliklerinin tam olarak gerçekleşebilmesi için üç cem düzenlemesi ve her cem için de bir içeri kurbanının hazırlanması gerekmektedir. Bunlardan ilk ikisinin musahip olacak çiftlerden yaşça büyük olanı –eğer maddi durumu iyi değilse küçük olanla beraber- alır. Musahip olma ceminden birkaç gün sonra bu ikinci içeri kurbanının verileceği ceme birlik cemi adı verilir. Menemenciler ve Çaylaklar’da ise güz başlarında düzenlenen ilk ceme birlik cemi adı verilir. Menemenciler cemlerin kapısını açtığı düşüncesiyle bu ceme kapı cemi adı da vermektedir.

Birlik kurbanı (K.2, K.3, K.14)

Birlik ceminde verilen kurban. Bu Aydınlılar’da ve Menemenciler’de genellikle koyun olduğu halde Çaylaklar’da davar da olabilir.

Buyruk (K.2, K.14, K.15, K.17, K.22)

Tahtacılar’ın altıncı İmam Cafer Sadık’ın öğretilerini içeren kutsal kitabı. Genellikle dedelerde ve dede tarafından görevlendirilen kişilerde bulunan bu kitapta izlenen yolun gerekleriyle ilgili tüm kurallar, ayrıca cemlerde verilen hayırlılar ve okunan nefesler yer almaktadır.

Caferî (K.1, K.2, K.14, K.15)

Altıncı İmam Cafer Sadık’ın mezhebine bağlı olan.

Cebrail (K.14, K.17, K.19)

Horoz. Cebrail, aşına olma, ikrar alma törenlerinde, muharrem orucunun son gününün sabahında kurban edilmesinin yanında bazen isteğe bağlı olarak çuma akşamlarında, baba ocağını bekleyenler tarafından Kurban Bayramı’nın arifesinde ve adaklarda da kurban edilebilen hayvan arasında yer almaktadır.

Cem (K.1, K.2, K.5, K.9, K.14, K.117, K.18, K.19, K.20, K.25, K.30)

Dini törenlere verilen ad. Genellikle perşembeyi cumaya bağlayan gece yapılır, ancak dedenin başka bir köyden gelip de kısa bir sürede birçok cemin (musahip, aşına, peşine olma, ikrar aldırma, düşkün kılma-düşkün kaldırma vb.) yapılması gerektiğinde Salı ve Cuma günleri hariç herhangi bir günün akşamında da düzenlenebilmektedir.

Cuma akşamı (K.1, K.2, K.3, K.6, K.9, K.16, K.17, K.19, K.25, K.28, K.30)

Perşembeyi cumaya bağlayan gece düzenlenen cem töreni. Her hafta düzenli olarak musahipli olanlar –musahibi olmayanlar da katılabilir- önceden kararlaştırılan bir evde kadın ve erkek karışık olarak toplanır. Buraya gelen herkes yanında yiyecek bir şeyler getirir. Dede varsa musahibi olanlar, aşınası peşinesi olanlar dedeye yakın oturur, eğer yoksa cemi yöneten musahipli bir büyüğün yanında yine önem sırasına göre halka şeklinde oturulur. Daha sonra köyün herhangi bir sorunu varsa bu görüşülür, karşılıklı fikir alışverişinde bulunulur, toplum kurallarına uymayanlar uyarılır, dargınlar barıştırılır. Bunun ardından meydana selman adı verilen hizmet sahibi gelir, meydanı süpürür, dededen başlamak ya da cemi yöneten kişiden başlamak üzere el suyu dağıtır, sofrayı serer. Yemeğin sonunda dede sofra duasını okur, ardından selman cemin başlangıcındaki hizmetlerini (meydanı süpürme, el suyu dağıtma) yerine getirir.

Çandır (K.5, K.21)

Bir Çaylak ile Aydınlı’nın beraberliğinden doğanlara Çaylaklar’ın verdiği ad.

Çığıldaş (K.1, K.5, K.6, K.17, K.18, K.19, K.20)

Peşineden sonra gelen dördüncü ahiret kardeşliği. Aşınalık ve peşinelik yalnızca Çaylaklar arasında bulunan bu aşama, her türlü kötülükten uzaklaşmış, kendisine yapılan kötülüklere bile iyilikle karşılık verebilen, çevresindekilere yalnızca iyiliği dokunan insanların ulaşabileceği bir aşamadır. Bu da gerçekleştirilmesi çok zor bir olay olduğu için Tahtacılar’da da hiç kimsenin çığıldaşı yoktur.

Çorba (K.7, K.10, K.21, K.26)

Muharrem orucunun son gününde sabaha karşı pişirilen aşure. Bkz. Aşır çorbası.

Aşurenin pişirilmesinin nedeni çeşitli olaylara dayandırılır. Bunlardan birisi Nuh Peygamber’in gemisinin tufanın sonunda karaya oturması ve gemidekilerin de tufandan kurtulduklarına sevinerek ellerinde arta kalmış ne kadar yiyecek varsa bunları bir kazan koyup kaynatmaları ve bunu hep birlikte yiyerek şükür etmeleri olayına bağlanmasıdır. Diğeri ise Hz. Hüseyin’in Kerbela’da Emevi halifesi Muaviye’nin oğlu Yezid tarafından şehit edilmesi sonucu tutulmuş olan yasın son gününde pişirilmiş olmasıdır. Tahtacılar’da bu iki inanış da yer almaktadır.

Dâr (K.2, K.18)

Zor durumda bulunma, sıkıntı halinde bulunma.

Dâr’a durma (K.1, K.2, K.3, K.15, K.16, K.17, K.18, K.24)

Dedenin karşısında sağ ayak baş parmağı sol ayak baş parmağın üzerine getirilmiş, kollar yanda ve öne doğru hafifçe eğilmiş bir vaziyette durmaya verilen ad.

Cemde bir kişi dâr’a durduğunda diğer bütün talipler diz üstü oturur ve ellerini de dizlerinin üzerine koyar.

Dâr’ında durma (K.3, K.10, K.18, K.19, K.27)

İçeri kurbanlarında semah oynamaya kalkan kişilerin musahiplilerinin, semahın ağırlama bölümü bitinceye kadar ayakları dâr’da, elleri yana sarkmış ve hafifçe öne eğilmiş bir vaziyette durmalarına verilen ad. Ağırlama bölümü bitince bu kişiler yerlerine oturur, semah oynayanlar da yürütmeye geçerek oyunlarına devam eder. Semahın sonunda, oynayanlar , dedenin önünde niyaz ettikten sonra oyunları esnasında dâr’da duranlarla da niyazlaşırlar.

Çaylaklar’dan edinilen bilgilere göre semah oynayanların yalnızca musahiplileri değil, onları sevip sayanlar da bu şekilde dâr’da durabilirler. Bu yolla hem oynayanlara şefaatçı çıkmış hem de sevgi ve saygılarını göstermiş olurlar.

Dâr’dan indirme (K.1, K.2, K.10, K.15)

Dedenin karşısında dar’a duran kişinin hayırlısını aldıktan sonra dar vaziyetinden ayrılıp tekrar yerine geçmesi.

Dâr’ı Mansur olmak (K.2)

Dedenin huzurunda dâr’a durma.

Dâr’ı Mansur’dan geçmek (K.2)

Toplum içinde herhangi bir suç işleyen kişi veya kişiler, dedenin ve taliplerin toplandığı bir cemde, dedenin huzurunda, meydanda, dâr’a durarak işlemiş oldukları belirtilen suçla ilgili olarak orada bulunanlar tarafından sorguya çekilir. Bu sorgulama sonucunda kişi ya suçsuz bulunur ya da suçlu bulunarak suçun büyüklüğüne göre kendisine ceza verilir. Bütün taliplerin huzurunda kişinin bu şekilde sorgulanmasına dâr’ı Mansur’dan geçmek denir.

Dede (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6, K.10, K.16, K.19, K.23, K.30)

Ehl-i Beyt soyundan gelen, ilim, irfan ve ahlak sahibi olup taliplere yol ve erkanı öğreten, onların her türlü dertlerine çare bulup toplum kurallarına uymalarını sağlayan, cemleri yöneten dini lider. Dedelik babadan oğla geçebilir; bir dedenin birden fazla oğlu varsa bu görev en büyük oğla geçer, eğer bu kişi istekli değilse görev istekli ve dini konularda yeterli oğla bırakılır. Dede, hanımı öldüğünde ise, bu görevi bırakmak zorunda kalır.

Delil (K.1, K.2, K.6, K.15, K.16, K.19)

Küçük bir bez parçasının içine pamuk ve bez parçaları konularak ağzı bağlanır, bağlanan tarafı altta olmak üzere içinde zeytinyağı bulunan bir tabağa konur, üst tarafından da küçük bir delik açılarak fitil çıkarılıp etrafına da fazla alevli yanmaması için tuz konur. Buna delil adı verilir, ancak bazı yerlerde çerağ kullanımı dav ardır. Yakın zamanlarda, cemlerde, bunun yerine mum da kullanılmıştır. Dedenin bulunduğu ve yalnızca musahipli olanların –aşınası, peşinesi olanlar da dahil- katılabildiği cemlerde delil, görevlisi tarafından yakılır. Bu, on iki hizmetten birini oluşturur.

Delilci (K.1, K.2, K.6, K.8, K.15, K.16, K.19, K.27, K.32)

Cemlerde delili yakmakla ve cem süresince delilin yanar durumda kalmasını sağlamakla görevli kişi. Bu görevi yerine getirebilecek olan hizmet sahibini öncelikle halk belirler; dede geldiğinde halk tarafından seçilmiş olan bu kişiye hayırlısını vererek resmen bu göreve atamış olur.

Delil uyandırma (K.16, K.18)

Delilci tarafından delilin yakılması.

Derviş (K.1)

Talip.

Dışarı kurbanı (K.19, K.20, K.30)

Adak kurbanları, Kurban bayramı’nda ve herhangi bir cenazenin ardından verilen kurbanlar gibi herkese açık olan herhangi bir gizlilik içinde yürütülmeyen kurbanlara verilen ad.

Dolu (K.1, K.2, K.3, K.5, K.6, K.10, K.18, K.20, K.32)

İçki. Tahtacı kültüründe dolu ile kastedilen genellikle rakıdır, hatta bazen bunun yerine şişe de kullanılmaktadır.

Dolucu (K.1, K.2, K.3, K.5, K.6, K.10, K.18, K.20, K.32)

Cemlerde içki dağtmakla görevli on iki hizmet sahibinden biri.

Dolu üçleme (K.1, K.2, K.3, K.5, K.6, K.10, K.18, K.20, K.32)

Cem törenlerinde, dolucunun dededen başlamak üzere onun sağında ve solunda oturanlarla beraber üç kişiye sırasıyla üç kez dolu sunması.

Dört kapı (K.2)

Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat. Tahtacılar bu dört kapıyı bilmekte, ancak bunlara farklı anlamlar yüklemektedirler. Şeriat, “şer’i, kötülüğü üzerinden at” demektir. Tarikat, mensup olunan mezhebe ikrar verme, marifet ise dini bilgileri iyice özümseyip hayata geçirme, son aşama olan hakikat ise hak kapısına ulaşma anlamlarına gelmektedir. Tahtacı inanışına göre, ancak hakikat kapısına ulaşmış kişiler musahip olabilir, diğerleri olamaz.

Dua (K.1, K.2, K.18)

Cenazenin defnedilmesi ve arkasından verilen yemeklerde, adak yemeklerinde, bayrak dikme vb. törenlerde dede veya dedenin vekili olan şahıslarca okunan dini sözler.

Düşkünlük (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6, K.9, K.10, K16, K.18, K.19, K.20, K.21, K.30, K.32)

Tahtacı örf ve âdetinin, ahlak görüşünün yasak ettiği şeylerin (birden fazla kadınla evlenme, boşanma, zina, hırsızlık, adam öldürme, dedeye ve diğer canlara yalan söyleme, musahibinden ayrılma, sırrı açığa vurma vb.) yapılması halinde uygulanan ve suçun ağır olması durumunda toplumdan soyutlanmayı, cemlere ve meydana alınmamayı, hatta sürgün edilmeyi de içeren suçluluk durumu.

Düşkünlük meydanı (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6, K.15, K.16, K.18, K.19, K.20, K.32)

Düşkün olan bir kişinin toplumun ileri gelenlerinin (musahipliler, aşnası ve peşnesi olanlar) hazır bulunduğu bir cemde sorguya çekildiği varsa şahitlerinin dinlendiği, gerekli görüldüğü taktirde işlenen suçun büyüklüğüne göre cezaya çarptırıldığı meydan. Â Düşkünlük meydanı, ceza verilmek üzere açılabildiği gibi, düşkün olan kişilerin affedilmesi, düşkünlüklerinin kaldırılması için de açılabilir. Böyle durumlarda düşkün, dedenin de bulunduğu bir cemde kurban kesmek zorundadır.

Edep-erkân (K.2, K.3, K.18)

Cemlerde, cemde bulunan herkesin Selman’ın işaretiyle diz üstünde ve eller dizlerin üzerinde sessiz bir şekilde oturur halini alması. Selman bu vaziyete geçmeleri için cemdekilere “Hü edep erkân” der ve ondan sonra göreceği hizmeti yerine getirir.

Ehl-i beyt (K.1, K.16)

Hz. Muhammed, Hz.Ali ve onun eşi Hz.Fatma ile onların çocukları Hasan ile Hüseyin.

Elma (K.1, K.3, K.5, K.6, K.7, K.10, K.18, K.19, K.20, K21)

Peşine olmak isteyenlerin ceminde verilen bir içeri kurbanı (bkz. Peşine)

Erkân (K.1, K.2, K.3, K.15, K.19, K.20, K.21)

Yol, yöntem anlamına gelen erkân, cemlerde belirli bir sıra ve düzen dahilinde yerine getirilen hizmet olarak kullanılır.

Erkân yetirme (K.1, K.2, K.3, K.15, K.19, K.20, K.21)

Cenaze yemekleri, adak kurbanları gibi küçük cemlerde hizmet sayısının belirli bir sayıya tutturulmasına verilen ad. Cemlerin düzenlenme amaçları birbirinden farklı olduğu için, musahip olma, ikrar verme, dar’ı mansurdan geçme vb. buradaki hizmetlerin sayısı da değişebilmektedir. Büyük cemlerde on iki hizmetin tamamının bulunmasına karşılık bazı küçük cemlerde bu sayı düşebilmektedir. Hizmet sahiplerinin meydanı süpürmesi, el suyu dağıtması, sofrayı sermesi ya da sazandar tarafından nefes üçlemesi vb. erkân yetirme olarak da geçmektedir.

Erkân yürütme (K.1, K.2, K.3, K.15, K.19, K.20, K.21)

Cemin yapılış amacına göre yerine getirilmesi gereken hizmetleri uygulamaya başlama.

Eşik (K.3, K.10, K.18, K.26)

Cemin yapıldığı odaya sembolik olarak girişi ifade etmek için kapının hemen iç kısmına konulan ince uzun sopa veya oklava. Çadır hayatının sürdürüldüğü dönemlerde kapı ya da kapı eşiğini temsil etmek amacıyla kullanılmış olup uygulanırlığını günümüze kadar sürdürmüştür.

Eşikçi (K.3, K.10, K.18, K.26)

Cemevlerinde kapının hemen içeri tarafında elindeki sopayı veya oklavayı yerde tutan kişi. Eşikten herkes niyaz ederek geçer. Bu sırada eşikçi, eşiği hiç hareket ettirmez.

Eyvallah (K.1, K.2)

Razı gelme, kabul etme, onaylama.

Faraş (K.1, K.3, K.18, K.32)

Meydanı süpürmekle görevli kişi. Bazen bu sözcük yerine Farrac da kullanılmaktadır.

Gece kurbanı (K.3, K.10, K.18, K.20, K.21)

İçeri kurbanına verilen ad.

Gülbenk (K.2)

Dini törenlerde, cemlerde, yüksek sesle okunan dua.

Gün (K.6, K.10, K.12)

Hz. Muhammed’i temsil eder.

Gözcü (K.1, K.2, K.10, K.19, K.20, K.21)

Cemlerde dedenin buyruklarını taliplere bildirmekle, sükuneti sağlamakla, cem kurallarına taliplerin uyup uymadığını gözetlemek ve gerektiğinde onları uyarmakla görevli hizmet sahibi.

Hak (K.1, K.2, K.30)

Allah anlamında kullanılır, ancak bazen yanına demek fiilinin getirilmesiyle “kabul etmek” anlamında da kullanıldığı görülmektedir. Özellikle dedenin taliplere nasihatlerde bulunduktan sonra “sözümü hak dedin mi?” şeklinde kullanımı yaygındır.

Hayırlı (K.1, K.2, K.10, K.16)

Dede tarafından hizmet sahiplerine hizmetlerinin karşılığı olarak dua. Hayırlının sonunda hangi hizmet sahibine verilmişse, onun adı geçer. Cenaze ve adak yemeklerindeki, bayrak dikme vb. törenlerdeki duaları okuyabilmek için ded olmaya gerek yoktur, bunları bilen kişiler de verebilir, hayırlıyı ise ancak dede verebilir.

Halka namazı (K.3, K.10, K.27)

Cemlerde herkes büyüklük sırasına göre yerini alıp halka şeklinde oturduktan sonra selman meydana gelir ve edep erkân diyerek herkesin diz üstü oturup bellerine kemendlerini bağlaması konusunda uyarıda bulunur. Daha sonra dedenin de izniyle herkes, olduğu yerde secdeye varır ve Allah Allah Allah şeklinde zikre başlar. Bu birkaç dakika sürer. Herkesin halka şeklinde oturmuş bulunmasından dolayı halka namazı adı verilen bu namazda her can karşısındakinin kıblesini oluşturur. İnanışa göre bu namazın cemal cemale kılınmasının nedeni Allah’ıh insanda olması, insanı kendine örtü yapıp onda gizlenmiş olmasıdır.

Hızır orucu (K.10, K.18)

Tahtacılar arasında yalnızca bir yerleşim alanında (Köprübaşı Mah. Göksu Belediyesi) saptanan Hızır orucu, Şubat’ın 13-14-15’inde Hızır Aleyhisselam adına tutulan üç günlük bir oruçtur. Esas olarak Tahtacı olmayan diğer Aleviler arasında yaygın olan bu oruç, mahalleye yine bu yerleşim biriminden bir kişi tarafından getirilmiş, sonra da herkes tarafından kabul edilip tutulmaya başlanmıştır.

(K.1, K.10, K.18)

Cemdekilere bir hizmetin yerine getirileceği haber verilirken kullanılan bir sözcük. Örneğin saka suyu dağıtılırken sakacı “Hü, saka suyu geliyor” der ya da mürebbi ikrarı alınacak gençleri arka arkaya sıra ile meydana getirirken “Hü erenler şahı, katar uzatıyorum” der. Buyruk’ta ise Hü, Hak teala’nın gizli adlarından birisi olarak geçmektedir.16

İbrikçi (K.3, K.11, K.13)

Cemin başında ve yemekten sonra cemde bulunanlara el suyu döken kişi. Bazen bu grevliye sucu adı da verilmektedir.

İçeri kurbanı (K.1, K.2, K.9, K.10, K.15, K.18)

Bkz. Kurban.

İçeri nefesi (K.1, K.3, K.6, K.19)

İçeri kurbanının bulunduğu cemlerde Şah Hatayi7den söylenen nefeslere verilen ad.

İkrar alma (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6, K.10, K.11, K.15, K.16)

Söz alma. Her tahtacı 14,15 yaşına ayak basan oğlunun ikrarını aldırır. İkrar alma için bir cem düzenlenir. Bu cemde dede, ikrarı alınacak gence (ya da gençlere) bu yolun gerekleriyle ilgili nasihatlerde bulunur, kendisinden “eline, beline, diline sahip olması” için söz alır. Bu cemle birlikte genç, tam olarak Tahtacı kimliği kazanıp yaptığı işlerden kendisinin sorumlu olduğu bir aşamaya gelir.

İmam Hüseyin Kurbanı (K.18)

Adak kurbanı, İmam Hüseyin’e adandığı için adakların en önemlisidir. İmam Hüseyin’e adanan kurbanlar tüm pişirilir. Bu nedenle bu kurbanlara “tüm kurban” adı da verilir. Kurban tüm olarak yaşlı ve bu konuda deneyimli kişiler tarafından pişirilir; ortaya tüm olarak getirilir; kemikleri kırılmadan parçalara ayrılır, sofralara bu şekilde dağıtılır. Kurbandan geriye kalanlar bir çukura gömülür.

İstekli (K.2, K.30)

Dededen önce izinsiz olarak yemekten bir lokma alana Menemenciler tarafından verilen ad. Cemlerde ilk lokmayı dede alır, diğer talipler ancak dedenin izin vermesinden sonra yemeğe başlayabilir. Bu kurala uymayanlara bir sonraki cem için yemek veya dolu getirme cezası verilir.

Kamber (K.20, K.21, K.24)

Dedenin köyleri seyahati sırasında onun yanında bulunarak her türlü hizmetini gören ona yolculukta yardımcı olan, bazen cemlerde saz da çalan kişi. Kamber, halk arasında bilgili, görgülü, bu hizmetleri yapabilecek kişiler arasından seçilir.

Kapı kurbanı (K.2)

Bkz. Birlik kurbanı.

Kapıcı (K.20, K.21)

Cemevinin kapısını bekleyen ve gerekli durumlarda giriş çıkışı denetleyen hizmet sahibi.

Kasab-ı cömerd (k.11, K.13)

Kurbancı.

Kaygusuz lokması (K.3, K.10, K.18, K.27)

Cem yemeklerinde ya da herkesin evinde yediği yemeklerde isteğe bağlı olarak “Kaygusuz aşkına” biraz büyükçe alınan son lokma. Bazı Alevi köylerinde ise can aşı (cenaze yemeği)’nden herkes büyükçe bir lokma alır, “Hü erenler Kaygusuz Sultan Aşkına” diyerek yanındakinin ağzına verir. Bu şekilde herkes sevip saydıklarına lokma sunar.

Kaza kurbanı (K.1, K.9, K.15, K.17)

Tahtacılar’ın ormanda çalışmaya başlamadan önce, kesim esnasında kendilerine herhangi bir zarar gelmemesi için kestikleri kurbana verilen ad. Bazen buna pay kurbanı da denir. Kurban edilecek küçük baş hayvan üç beş ailenin bir araya gelmesiyle alınır, eti eşit bir şekilde pay edilip birlikte yenir. Ertesi gün de kesime başlanır.

Kesene (K.1, K.2, K.11, K.18, K.20, K.21)

Toplumda işlenen suçlara karşılık herkesin bulunduğu bir cemde ortaklaşa alınan karar ile kesilen para veya yaptırım cezası. İşlenen suçun büyük veya küçüklüğüne göre bu cezanın miktarı değişebilir.

Kırklar Meclisi (K.18, K.21)

İçlerinde Hz.Ali ile onun eşi Fatma’nın, ayrıca Selman’ın da bulunduğu kırk kişiden oluşan meclise verilen ad.

Kömbe (K.10, K.11, K.12, K.13, K.14, K.27)

Tahtacı Kültürü’nde genellikle özel günlerde; Cuma akşamlarında, cenaze ile nevruz ve hıdırellez ile ilgili törenlerde pişirilen bazen kurban yerine de geçen bir çeşit çörek. Bazen kömbeye çörek, bunun pişirilmesine de çörek çekmek adı verilir.

Kurban (K.1, K.2, K.9, K.10, K.15, K.18)

Allah’ın lütfunu kazanmak için ona sunulan armağan. Tahtacı Kültürü’nde içeri kurbanı ve dışarı kurbanı olmak üzere iki çeşit kurban vardır: İçeri kurbanları yalnızca musahibi bulunanların katılabildikleri (Çaylaklar’da aşnası ve peşnesi olanlar da katılabilir) cemlerde belirli bir tören eşliğinde gerçekleştirilen ve cemdeki hizmetlerden biri sayılan kurbanlardır. Bunlar belirli zamanlarda ve belirli bir amaç için yerine getirilir. Örneğin musahip olma, aşına peşine olma vb. törenlerde.

Bu kurbanlardan yalnızca ceme katılanlar yiyebilir, cemin sonunda kurbanın kemikleri; derisi, kalan parçalarının hepsi bir araya getirilir ve gömülür.

Dışarı kurbanları ise; adak kurbanları, cenazenin arkasından kesilen kurbanlar, kurban bayramındaki kurbanlar vb.’dir. Dışarı kurbanları, içeri kurbanları gibi gizlilik içinde gerçekleştirilmez, herkese açıktır.

Kurbanlar, belirli zamanlarda belirli bir amaç için kesilmeleri göz önüne alınarak sınıflandırılmalarının yanında kanlı ve kansız olmak üzere de ikiye ayrılır. Kanlı kurban olarak yapılacak cemin işlevine göre koç, koyun, davar veya Cebrail (horoz) seçilebilir. Kansız kurban da cemin yapılma amacına (peşine olmak isteyenler yalnızca bir elma kurban eder) veya kurban sahibinin (ya da adak sahibinin) niyetine göre değişebilir. Bu kömbe de olabilir, fakir, fukaraya yemek vermek de olabilir.

Kurbancı (K.1, K.2, K.3, K.10, K.15, K.16, K.18, K.20, K.21)

Taliplerin kurbanlarını kesmekle görevli olan hizmet sahibi. Kurbancıyı, bu işi yapabilecek kişiler arasından ilk önce halk seçer, dede de hayırlısını verir.

Kurban tığlamak (K.21)

Kurban kesmek.

Kuyucu (K.10, K.12, K.15, K.24)

İçeri kurbanından artan etleri, kalan parçaları ve kemikleri, kurbanın postunun içine koyarak önceden kazmış olduğu gizli bir kuyuya gömmekle görevli on iki hizmet sahibinden biri. Menemenciler’de bu hizmeti kurban sahipleri yerine getirmektedir.

Küçük oruç (K.10, K.11, K.27)

Muharrem ayında tutulan orucun son gününde oruç açıldıktan sonra yatıncaya keder yemek yenebilir, ancak yattıktan sonra sabaha kadar hiçbir şey yenip içilmez. Küçük oruç adı verilen bu oruç sabahleyin kuşluk vakti, kesilen horozun taşlığıyla açılır.

Musahiplik (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6, K.7, K.9, K.10, K.11, K.12, K.13, K.15, K.16, K.18, K.19, K.21, K.24, K.7, K.28, K.29, K.30, K.31, K.32)

Evlenmiş iki kişinin eşleriyle beraber birlik ve beraberlik içinde yaşayacaklarına, birbirlerini koruyup gözeteceklerine, ahrete kadar kardeş kalacaklarına dair dedenin ve taliplerin huzurunda söz vermesiyle gerçekleştirilen bir çeşit akrabalık. Musahip olan kişiler birbirlerinin her türlü hallerinden sorumludurlar, birisinin düşkün olduğu durumlarda diğer çiftin de düşkün sayılması bundan kaynaklanmaktadır.

Mehdi (K.1)

Hz.Ali’nin oğullarından birisi. Onun kıyametin kopmasına yakın tekrar ortaya çıkacağına inanılır.

Meydandan geçme (K.2)

Yaz gelince ara verilen, güz başında da tekrar düzenlenmeye başlanan cemlerin ilkinde –genellikle Cuma akşamlarında düzenlenir- musahibi olanlar musahipleriyle dedenin önüne gelir ve bütün cemdekilere bu taliplerden razı olup olmadıkları veya onlar hakkında bir şikayetlerinin bulunup bulunmadığı sorulur. Cemdekiler bu taliplerden memnun iseler, “Allah eyvallah” yani razıyız şeklinde cevap verir. Buna meydandan geçme adı verilir ve bu şekilde cemdeki herkes meydandan geçer.

Muhammed Ali döşeği (K.15)

İçeri kurbanlarında dedenin oturduğu yere verilen ad.

Mürebbi (K.1, K.10, K.21)

Çaylaklar’da dedenin bulunmadığı yerlerde onun yerine vekillik eden görevli. Bu kişi cemlere katılanlara yol erkân öğretir, toplumu gözetir, dede geldiğinde toplum içerisinde huzursuzluk çıkaranları dedeye bildirir. Kısacası topluma her konuda yardımcı olur ve onları yönlendirir.

Mürşit (K.1, K.18)

Dedelikten sonra gelen bir üst kademe.

Nefes üçleme (K.1, K.3, K.19)

İçeri kurbanlarının bulunduğu cemlerde sazandar tarafından üç nefesin baştan sona okunması, Bu nefesler genellikle Şah Hatayi’den seçilir.

Niyaz (K.2, K.10, K.18)

Niyazın kelime ve kavram olarak iki anlamı vardır: Birincisi Hz.Muhammed, Hz.Ali, on iki imamdan biri veya bir inanç ulusunun adı anıldığında sağ el baş parmağının dudağa değdirilmesi suretiyle başta Allah, Muhammed, Ali olmak üzere din ulularına yapılan bir ibadeti ifade eder. Niyaz bu şekilde yapılabileceği gibi dini törenlerde yere secde eder gibi kapanıp “Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali” diyerek de, yine aynı şekilde yanak yanağa ya da gerekli olduğu durumlarda dedenin önüne kapanıp kemendinden ve elinden öperek de gerçekleştirilebilir.

Yapılan bütün niyazlar Hak’kadır. Bu nedenle dede, yapılan niyazlar karşısında “Niyazın Hak’ka” der, bu şekilde niyazları Hak’ka göndermiş olur. Niyazın ikinci anlamı ise, köye gelen dedelerin yolluk ihtiyaçlarını karşılamak üzere bütün halktan toplanan paradır. Bu parayı herkes vermek zorundadır, ancak paranın miktarı insanların maddi durumlarına uygun olarak isteğe bırakılmıştır.

Ocak kazma (K.10, K.27, K.29)

Evli çiftlerin baba evinden ayrılıp ayrı bir eve çıkacakları zaman düzenlenen tören. Ocak kazma adı verilen bu törende yeni bir eve çıkacak olan çiftler, maddi durumlarına göre konu komşuyu çağırıp ya koyun ya da horoz kurban eder. Dede, evin ocağının başına gelir ve elindeki kazma ile “ya Allah, ya Muhammed, ya Ali” diyerek üç kez ocağı kazıyormuş gibi yapar ve sonra da ocağa önceden konmuş olan odunları veya çırayı tutuşturur. Ardından da yemekler yenir.

Ok (K.9)

Kaza kurbanının pay sahiplerine eşit bir şekilde dağıtılabilmesi için kurban sahiplerinin çakı, bıçak, tarak vb. herhangi bir özel eşyası alınır, bu eşyalar aklı ermeyen bir çocuğun eline verilir ve kendisinden bunları önceden eşit parçalara bölünmüş etlerin üzerine koyması istenir. Kurban sahipleri de kendilerine ait eşya, hangi payın üzerinde ise o parçayı alır ve herkes hakkına razı olur. Kurbanın bu şekilde pay edilmesini sağlayan özel eşyaya Aydınlılar ok adını vermektedir.

On iki hizmet (K.1, K.2, K.15, K.16, K.18, K.19, K.24, K.32)

Cemlerde belirli bir plan ve düzen dahilinde yerine getirilen görevler. Her birinin ayrı bir sahibinin bulunduğu bu hizmetlere on iki erkân adı da verilmektedir. Mutlaka musahipli olması gereken hizmet sahiplerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1.Dede

2.Rehber

3.Gözcü

4.Delilci

5.Sazandar (zakir)

6.Süpürgeci (Faraş, Farrac)

7.Dolucu

8.Kurbancı

9.Sucu

10.Pervanı (Peyk)

11.Kuyucu

12.Kapıcı

Bu on iki hizmet sahibi ile ilgili açıklamalar söz konusu madde başlarında yer almaktadır.

On iki erkân (K.1, K.2, K.15, K.16, K.16, K.18, K.19, K.24, K.32)

Bkz. On iki hizmet.

Oruç (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6, K.7, K.9, K.10, K.11, K.13, K.14, K.17, K.18)

Tahtacılar Muharrem ayında tuttukları oruca başlamak için Kurban Bayramı’nın ilk gününden itibaren 20 gün saymaya başlar ve bu günün akşamında sahura kalkarak oruçlarına başlar. İmam Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişinin yasını çekmek amacıyla tutulan bu orucun süresi Çaylaklar ve Menemenciler’de 12, Aydınlılar’da ise 10 gündür. Oruç süresince kan akıtılmaz, yaş kesilmez, et, yumurta, soğan vb. yiyecekler yenmez, tırnak kesilmez, saç sakal tıraşı olunmaz, banyo vb. ihtiyaçlar yerine getirilmez, duru su içilmez, ya içine biraz şeker konularak içilir ya da bunun yerine çay, ayran vb. içecekler içilir. Oruç son günün sabahında pişirilen aşura ile sona erer.

Ortak (K.1, K.13, K.25)

Musahip.

Oturak (K.19)

Semahın ağ3ırlama bölümü.

Oturma (K.15, K.17)

Semahın ağırlama bölümüne Aydınlılar’ın verdiği ad. Buna bazen oturum da denilmektedir.

Özlerin birlenmesi (K.2)

Cemde bulunan herkesin kalplerindeki kötülüğü, fesatlığı, kırgınlığı kısacası ikiliği ortadan kaldırması.

Özne (K.1, K.2, K.15)

Kadınların ikrar alma töreni. Kadınların ikrarı ancak evlendikten sonra alınabilir. Bunun için eğer dede varsa düğün gecesi yoksa dedenin geldiği bir zamanda birkaç musahiplinin de bulunduğu bir cem düzenlenir. Bu cemde dede, ikrarı alınacak olan kadına nasihatlerde bulunup ondan Tahtacı örf ve âdetlerine, inanışlarına, ahlaki değer yargılarına uyacağına dair söz alır.

Pay kurbanı (K.1, K.9, K.15, K.17)

Bkz. Kaza kurbanı.

Pervane (K.10, K.15, K.18, K.21, K.31)

Talipleri ceme davet etmekle ve cem süresince dışarıdaki hizmetleri yerine getirmekle görevli kişi. Bu hizmet sahibine peyk adı da verilir.

Peyk (K.10, K.15, K.18, K.21, K.31)

Bkz. Pervane.

Peşine (peşne) (K.1, K.3, K.5, K.6, K.7, K.10, K.11, K.13, K.18, K.19, K.21, K.27, K.32)

Tahtacılar’ın Çaylaklar adı verilen oymağında görülen ve aşınalıktan sonra gelen üçüncü yol kardeşliği, Aşınası olmayanlar peşine olamaz. Peşine olabilmek için bir elmanın kurban edilmesi yeterlidir; dede bir elmayı dörde böler ve bu dört parçayı peşine alacaklara verir.

Post (K.1, K.2, K.3, K.10, K.12, K.15, K.18, K.32)

Cemlerde musahip olacakların, ikrarı alınacakların vb. üzerine oturup dededen hayırlılarını aldıkları kumaştan yapılmış yaygı. Bu post dedenin evinde, eğer dede sürekli bir yerde bulunmuyorsa, rehberin veya mürebbinin evinde muhafaza edilir.

Posta yatırma (K.1, K.2, K.21)

Çaylaklar’da ve Menemenciler’de musahip olacakların veya ikrarı alınacakların dedenin önüne getirilerek posta yatırılmalarına verilen ad.

Rehber (K.1, K.2, K.3, K.10, K.18)

Dedenin bulunmadığı yerlerde onun vekilliğini yapan hizmet sahibi. Mürebbi veya babadan bir üst aşamada bulunan rehber, bir talipte bulunması gereken özelliklerden çok daha fazlasına sahiptir. Öncelikle yol ve erkânı tam olarak bilen, bunları uygulayıp taliplere öğretebilen, talibin her türlü derdine çare bulabilen, herkes tarafından sevilip sayılan olgun ve kültürlü bir kişidir.

Sakkacı (K.1, K.10, K.15, K.27)

Saka suyu dağıtan hizmet sahibi.

Saka suyu (K.1, K.10, K.15, K.27)

İçeri cemlerinde ve muharrem orucunun sonunda akşam yapılan cemde yemekten sonra sakacı tarafından Kerbela’da susuz şehit düşen İmam Hüseyin aşkına dağıtılan su.

Sazandar (K.1, K.3, K.10, K.15, K.18, K.19)

Saz çalıp nefes söyleyen hizmet sahibi.

Selman (K.1, K.3, K.19, K.24, K.30)

Cemlerde meydanı süpürmek, el suyu dökmek ve sofraları serip yemek süresince ihtiyaçları karşılamakla görevli hizmet sahibi. Tahtacı Kültürü’nde eskisi gibi içeri kurbanları yapılmadığı için hizmet sahiplerinin sayısında da azalmalar olmuş, on iki hizmeti yerine getiren görevliler kalmamıştır. Bugün yapılan cemlerdeki birkaç hizmet sahibinden biri de selmandır.

Semah (K.3, K.6, K.10, K.18, K.19)

Cemlerde en az iki kişinin karşılıklı oynadığı dini bir oyun. Semah yanında samah olarak da adlandırılan bu oyun bir çeşit ibadet olarak kabul edildiği için eğlence amaçlı toplantılarda oynanmaz. Semahın ağırlama ve yürütme olmak üzere iki bölümü vardır: Ağırlama bölümünde ayaklar dar vaziyetinde olup eller yavaş yavaş havada sağa sola gidip gelir; bu bölümün ardından yürütmeye geçilir. Yürütmede ayaklar dar vaziyetinden ayrılır ve belirli figürlerle, biraz daha ritmik bir şekilde, karşılıklı dönülmeye başlanır. Ancak bunu yaparken oynayanlar kesinlikle dedeye ve sazandara sırtlarını dönemez.

Selman-ı pâk (K.2)

İbrikçi.

Seyyid-i faraş (K.2)

Süpürgeci.

Sofracı (K.10, K.18, K.26)

Sofraların serilmesi, dağıtılması ve sonunda da toplanması ile ilgili görevleri yerine getiren kişi. Yemek boyunca sofradakilere hizmet eder. Bugün bu görevi yapan kişiye selman adı da verilmektedir. (bkz. Selman)

Sofu (K.1)

Talip.

Softa (K.1)

Gerici, yobaz.x

Sorgudan geçirme (K.1, K.2)

Dedenin (dede yoksa mürebbinin veya babanın) ceme başlamadan önce talipler arasında dargın olanlar veya herhangi bir suçu olanlar varsa, bunları meydana çağırıp sorgulayarak bir anlaşma ortamı hazırlanması. Kişi gelir her şeyi açık açık anlatır, dargın ise barıştırılır, bir sorun varsa halledilir, ceme öyle başlanır.

Sucu (K.1, K.2, K.10)

İbrikçi anlamında kullanılmasının yanında cemdekilere saka suyu dağıtan görevli anlamında da kullanılmaktadır.

Süpürgeci (K.1, K.3, K.10, K.18, K.19, K.32)

Bkz. Faraş.

Şemsi (K.15, K.18)

Bkz. Dolucu

Şıh (K.10, K.18)

Dede.

Talip (K.1, K.2, K.18, K.31)

Tahtacı dini inanışını, gelenek göreneklerini benimseyen ve bunları yaşamında uygulayan, ikrarını vermiş kişi.

Tarikat nikahı (K.1, K.2, K.15)

Resmi nikahın ardından dedenin bulunduğu yerlerde gelinin oğlan evine getirildiği günün gecesinde; bulunmadığı yerlerde ise dedenin geldiği zamanlarda yakın akrabaların ve musahipli birkaç kişinin toplandığı bir ortamda dede tarafından kıyılan nikah. Bunun için ikrarı alınmış gelinle beraber eşi dedenin önünde niyaz ettikten sonra diz çöküp oturur. Dede onlara dua eder. Duanın sonunda nikahı kıyılan bu gençlerle beraber herkes niyaz eder ve tarikat nikahı kıyılmış olur.

Tecelle (K.1, K.3, K.10, K.25, K.27)

Çaylaklar’da, içeri kurbanının bulunduğu cemlerin sonunda cemdeki bütün bacılar dedenin izniyle tecelleye kalkar; en önde dedenin eşi, onun arkasında hizmet sahiplerinin ve diğer sofuların eşleri olmak üzere arka arkaya sıralanıp dededen başlayarak bütün erkeklerle niyazlaşır. Sonra da dedenin önünde dar’a durup hep birlikte hayırlılarını alır ve yere niyaz ederek yerlerine otururlar. Buna tecelle adı verilir. Kendileriyle niyazlaşan bacılara erkekler “tecellen kabul olsun” der.

Tercüman (K.1, K.18, K.21)

Bütün olarak pişirilen içeri kurbanı.

Tercümandan geçme (K.1, K.18, K.21, K.31)

Tercüman kesmekle yükümlü olan musahip adaylarının veya düşkünlüğü kaldırılacak olan kişilerin cemde kurban kesmesi.

Tüm kurban (K.18)

Bkz. İmam Hasan kurbanı.

Uğundurma (K.1, K.10, K.11, K.12, K.25, K.27)

Herhangi bir dileği olanlar orucun son gününde oruçlarını açmaz; o gün akşam saz çalıp nefes söylerler, semah dönerler ya da kendi aralarında eğlence düzenleyerek sabaha kadar uyumadan beklerler. Oruçlarını da o gün için kurban edilen cebrailin (horozun, b.n.) taşlığıyla ardından da yine o gün şafağa karşı pişirilmiş olan çorbayla (aşure) açarlar. Dileklerinin gerçekleşmesini isteyen kişilerin orucun son günü oruçlarını açmayarak sabaha kadar tuttukları bu oruca uğundurma adı verilir.

Yatan oturan hayırlısı (K.1, K.2)

Bacıların tecelleye kalkmasından sonra cemin sonunda cemle ilgili herhangi bir dedikoduda bulunulmaması için dede tarafından verilen dua.

Yataklamak (K.1, K.2, K.6)

Gömmek (cenaze veya kurban için kullanılır.)

Yekde (K.15, K.16)

Aydınlılar tarafından musahibi olmayanlara verilen ad.

Yol kardeşi (K.2, K.18)

Tahtacı dini inanışları, ahlaki değerlerini, gelenek ve göreneklerini kısacası tüm yaşam tarzını benimseyip uygulayan taliplerin kardeşliği.

Zakir (K.2, K.18)

Bkz. Sazandar.

Zülfikar (K.16, K.18)

Hz. Ali’nin gökten inip sonunda da tekrar göğe çıktığına inanılan ucu çatallı kılıcı.

Â

(Nilgün Çıblak,İçel Tahtacı Kültüründe Terim, Kavram ve Adlar Üzerine Bir Deneme, Uluslar arası Türk Dünyası Halk Edebiyatı Kurultayı, 26-28 Mayıs 2000, Kültür Bakanlığı Yayını)

Önceki sayfa Page index: Sonraki sayfa
.: Tahtacılık Başlığına Dönüş :: Belgeler Ana Sayfasına Dönüş :.
Function viewpage in module subjects returned.

Anlaml? internet