|
|
Abdal
Musa Cemi (K.2,
K.30)
Bolluk
bereketin artması, birlik beraberliğin sağlanması ve herhangi bir olumsuz bir
olayla karşılaşılmaması için bütün köylünün bir araya gelerek Abdal Musa aşkına
düzenlediği ceme verilen ad.
Abdal
Musa Kurbanı
(K.2, K.30)
Abdal
Musa cemi için bütün köylünün bir araya gelerek aldığı kurban.
Ahiret
Kardeşi (K.1,
K.5, K.8, K.11, K.18)
Musahip
olan çiftlerin birbirlerine verdikleri ad.
Ağzı
kara (K.5, K.20,
K.29)
İkrarı
alınmamış erkeklere verilen ad. (bkz.ikrar alma)
Ana
postu
(K.15)
Aydınlılar’ın cemlerde
kullandıkları post (bkz.post)
Arifelik (K.1, K.9, K.15)
Kurban
Bayramı’ndan bir gün önce, arife günü, baba ocağını bekleyen evladın babasının
ruhuna adadığı kurban. Arifelik olarak genellikle koyun tercih edilir, ancak
maddi durumu iyi olmayanlar bunun yerine Cebrail (horoz)’i de kurban olarak
verebilir.
Aşına
(aşna) (K.1, K.3,
K.5, K.6, K.7, K.8, K.11, K.13, K.19, K.24, K.32)
Musahiplikten sonra gelen ahiret
kardeşliği. Musahibi bulunanlar, musahip oldukları çiftin dışında, kendilerine
her konuda anlaşabilecekleri, birbirlerine yardımda bulunabilecekleri, sevip
saydıkları bir başka çift daha seçer ve herhangi bir musahip olma ceminde
dededen hayırlılarını alarak aşına olurlar. Aşınalık sadece Çaylaklar’da
görülmektedir.
Aşır
Çorbası (K.10,
K.27)
Muharrem
ayında tutulan orucun son gününde (hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının
onuncu gününde) hububat ve baklagillerle Aşır Koca aşkına pişirilen ve bu
nedenle “aşır çorbası” adı verilen tatlı bir yiyecek, aşure.
Tahtacı
kültüründe Aşır Koca’nın kim olduğu hakkında ayrıntılı bir bilgi yoktur,
yalnızca bu ermişin temiz ve iyi kalpli insanlara bazen aşır çorbası için
gerekli suyu almaya giderken bir deve üstünde göründüğüne dair bir inanış
vardır.
Ay (K.1, K.2, K.3, K.6, K.10,
K.12)
Haz.
Ali.
Baba (K.2, K.30)
Menemenciler’de dede olmadığı
zamanlar onun vekilliğini yapan, dini konularda topluma yol gösteren, onları her
konuda gözeten, dede geldiğinde de gerekli bilgileri ona ileten, Cuma
akşamlarında, bayram akşamlarında cemdekilere önderlik eden, cenaze
yemeklerinde, sünnet yemeklerinde, düğünlerde bayrak dikmede dua veren
kişi.
Toplum
tarafından seçilen baba, dede geldiğinde hayırlısını alarak bu göreve atanır.
Kendisi dedenin vekilidir, ancak dedenin bütün hizmetlerini yerine getiremez,
musahip olacakları musahip yapamaz, ikrar alamaz, düşkünlük cezası veremez.
Dedenin bulunduğu cemlerde ise yeri dedenin hemen yanıdır.
Bacağı
açık (K.1, K.3,
K.6, K.11, K.13, K.18)
Çaylaklar
tarafından musahibi olmayanlara verilen ad.
Bacağı
çıplak (K.11,
K.27)
İkrarı
alınmamış kişi.
Başa baş
(K.3, K.5, K.6, K.18)
Çaylaklar’da musahip olan
çiftlerin, musahip olma cemlerinden birkaç gün veya bir yıl sonra, maddi
durumları ne zaman elverirse, dendin de bulunduğu bir cemde verdikleri kurban.
Başa baş adı verilen bu kurban yerine getirilmezse musahiplik tam olarak
gerçekleşmiş sayılmaz.
Bayram
akşamı (K.2, K.8,
K.15, K.17)
Kurban
Bayramı’nın ilk akşamında, dedenin veya dede vekilinin evinde toplanarak
oluşturulan cem. Bu ceme gelenler yanlarında kendi kurbanlarının etinden bir
miktar pişirip getirir. Burada herkes toplanıp da yerlerine oturduktan sonra
erkân açılır; hizmetli gelir, meydanı süpürür, el suyu dağıtır ve sofrayı serer.
Sonra da hep birlikte yemek yenir.
Birlik
cemi (K.2, K.3,
K.15)
Aydınlılar’da musahip olacak
çiftlerin musahipliklerinin tam olarak gerçekleşebilmesi için üç cem düzenlemesi
ve her cem için de bir içeri kurbanının hazırlanması gerekmektedir. Bunlardan
ilk ikisinin musahip olacak çiftlerden yaşça büyük olanı –eğer maddi durumu iyi
değilse küçük olanla beraber- alır. Musahip olma ceminden birkaç gün sonra bu
ikinci içeri kurbanının verileceği ceme birlik cemi adı verilir. Menemenciler ve
Çaylaklar’da ise güz başlarında düzenlenen ilk ceme birlik cemi adı verilir.
Menemenciler cemlerin kapısını açtığı düşüncesiyle bu ceme kapı cemi adı da
vermektedir.
Birlik
kurbanı (K.2, K.3, K.14)
Birlik cemindeÂ
verilen kurban. Bu Aydınlılar’da ve Menemenciler’de genellikle koyun olduğu
halde Çaylaklar’da davar da olabilir.
Buyruk (K.2, K.14, K.15, K.17,
K.22)
Tahtacılar’ın altıncı İmam Cafer
Sadık’ın öğretilerini içeren kutsal kitabı. Genellikle dedelerde ve dede
tarafından görevlendirilen kişilerde bulunan bu kitapta izlenen yolun
gerekleriyle ilgili tüm kurallar, ayrıca cemlerde verilen hayırlılar ve okunan
nefesler yer almaktadır.
Caferî (K.1, K.2, K.14, K.15)
Altıncı
İmam Cafer Sadık’ın mezhebine bağlı olan.
Cebrail (K.14, K.17, K.19)
Horoz.
Cebrail, aşına olma, ikrar alma törenlerinde, muharrem orucunun son gününün
sabahında kurban edilmesinin yanında bazen isteğe bağlı olarak çuma
akşamlarında, baba ocağını bekleyenler tarafından Kurban Bayramı’nın arifesinde
ve adaklarda da kurban edilebilen hayvan arasında yer almaktadır.
Cem (K.1, K.2, K.5, K.9, K.14, K.117,
K.18, K.19, K.20, K.25, K.30)
Dini
törenlere verilen ad. Genellikle perşembeyi cumaya bağlayan gece yapılır, ancak
dedenin başka bir köyden gelip de kısa bir sürede birçok cemin (musahip, aşına,
peşine olma, ikrar aldırma, düşkün kılma-düşkün kaldırma vb.) yapılması
gerektiğinde Salı ve Cuma günleri hariç herhangi bir günün akşamında da
düzenlenebilmektedir.
Cuma
akşamı (K.1, K.2,
K.3, K.6, K.9, K.16, K.17, K.19, K.25, K.28, K.30)
Perşembeyi cumaya bağlayan gece
düzenlenen cem töreni. Her hafta düzenli olarak musahipli olanlar –musahibi
olmayanlar da katılabilir- önceden kararlaştırılan bir evde kadın ve erkek
karışık olarak toplanır. Buraya gelen herkes yanında yiyecek bir şeyler getirir.
Dede varsa musahibi olanlar, aşınası peşinesi olanlar dedeye yakın oturur, eğer
yoksa cemi yöneten musahipli bir büyüğün yanında yine önem sırasına göre halka
şeklinde oturulur. Daha sonra köyün herhangi bir sorunu varsa bu görüşülür,
karşılıklı fikir alışverişinde bulunulur, toplum kurallarına uymayanlar
uyarılır, dargınlar barıştırılır. Bunun ardından meydana selman adı verilen
hizmet sahibi gelir, meydanı süpürür, dededen başlamak ya da cemi yöneten
kişiden başlamak üzere el suyu dağıtır, sofrayı serer. Yemeğin sonunda dede
sofra duasını okur, ardından selman cemin başlangıcındaki hizmetlerini (meydanı
süpürme, el suyu dağıtma) yerine getirir.
Çandır (K.5, K.21)
Bir
Çaylak ile Aydınlı’nın beraberliğinden doğanlara Çaylaklar’ın verdiği
ad.
Çığıldaş (K.1, K.5, K.6, K.17, K.18, K.19,
K.20)
Peşineden
sonra gelen dördüncü ahiret kardeşliği. Aşınalık ve peşinelik yalnızca Çaylaklar
arasında bulunan bu aşama, her türlü kötülükten uzaklaşmış, kendisine yapılan
kötülüklere bile iyilikle karşılık verebilen, çevresindekilere yalnızca iyiliği
dokunan insanların ulaşabileceği bir aşamadır. Bu da gerçekleştirilmesi çok zor
bir olay olduğu için Tahtacılar’da da hiç kimsenin çığıldaşı yoktur.
Çorba (K.7, K.10, K.21,
K.26)
Muharrem
orucunun son gününde sabaha karşı pişirilen aşure. Bkz. Aşır çorbası.
Aşurenin
pişirilmesinin nedeni çeşitli olaylara dayandırılır. Bunlardan birisi Nuh
Peygamber’in gemisinin tufanın sonunda karaya oturması ve gemidekilerin de
tufandan kurtulduklarına sevinerek ellerinde arta kalmış ne kadar yiyecek varsa
bunları bir kazan koyup kaynatmaları ve bunu hep birlikte yiyerek şükür etmeleri
olayına bağlanmasıdır. Diğeri ise Hz. Hüseyin’in Kerbela’da Emevi halifesi
Muaviye’nin oğlu Yezid tarafından şehit edilmesi sonucu tutulmuş olan yasın son
gününde pişirilmiş olmasıdır. Tahtacılar’da bu iki inanış da yer
almaktadır.
Dâr (K.2, K.18)
Zor
durumda bulunma, sıkıntı halinde bulunma.
Dâr’a
durma (K.1, K.2,
K.3, K.15, K.16, K.17, K.18, K.24)
Dedenin
karşısında sağ ayak baş parmağı sol ayak baş parmağın üzerine getirilmiş, kollar
yanda ve öne doğru hafifçe eğilmiş bir vaziyette durmaya verilen ad.
Cemde bir
kişi dâr’a durduğunda diğer bütün talipler diz üstü oturur ve ellerini de
dizlerinin üzerine koyar.
Dâr’ında durma (K.3, K.10, K.18, K.19,
K.27)
İçeri
kurbanlarında semah oynamaya kalkan kişilerin musahiplilerinin, semahın ağırlama
bölümü bitinceye kadar ayakları dâr’da, elleri yana sarkmış ve hafifçe öne
eğilmiş bir vaziyette durmalarına verilen ad. Ağırlama bölümü bitince bu kişiler
yerlerine oturur, semah oynayanlar da yürütmeye geçerek oyunlarına devam eder.
Semahın sonunda, oynayanlar , dedenin önünde niyaz ettikten sonra oyunları
esnasında dâr’da duranlarla da niyazlaşırlar.
Çaylaklar’dan edinilen bilgilere
göre semah oynayanların yalnızca musahiplileri değil, onları sevip sayanlar da
bu şekilde dâr’da durabilirler. Bu yolla hem oynayanlara şefaatçı çıkmış hem de
sevgi ve saygılarını göstermiş olurlar.
Dâr’dan indirme (K.1, K.2, K.10, K.15)
Dedenin
karşısında dar’a duran kişinin hayırlısını aldıktan sonra dar vaziyetinden
ayrılıp tekrar yerine geçmesi.
Dâr’ı
Mansur olmak
(K.2)
Dedenin
huzurunda dâr’a durma.
Dâr’ı
Mansur’dan geçmek
(K.2)
Toplum
içinde herhangi bir suç işleyen kişi veya kişiler, dedenin ve taliplerin
toplandığı bir cemde, dedenin huzurunda, meydanda, dâr’a durarak işlemiş
oldukları belirtilen suçla ilgili olarak orada bulunanlar tarafından sorguya
çekilir. Bu sorgulama sonucunda kişi ya suçsuz bulunur ya da suçlu bulunarak
suçun büyüklüğüne göre kendisine ceza verilir. Bütün taliplerin huzurunda
kişinin bu şekilde sorgulanmasına dâr’ı Mansur’dan geçmek denir.
Dede (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6,
K.10, K.16, K.19, K.23, K.30)
Ehl-i
Beyt soyundan gelen, ilim, irfan ve ahlak sahibi olup taliplere yol ve erkanı
öğreten, onların her türlü dertlerine çare bulup toplum kurallarına uymalarını
sağlayan, cemleri yöneten dini lider. Dedelik babadan oğla geçebilir; bir
dedenin birden fazla oğlu varsa bu görev en büyük oğla geçer, eğer bu kişi
istekli değilse görev istekli ve dini konularda yeterli oğla bırakılır. Dede,
hanımı öldüğünde ise, bu görevi bırakmak zorunda kalır.
Delil (K.1, K.2, K.6, K.15, K.16,
K.19)
Küçük bir
bez parçasının içine pamuk ve bez parçaları konularak ağzı bağlanır, bağlanan
tarafı altta olmak üzere içinde zeytinyağı bulunan bir tabağa konur, üst
tarafından da küçük bir delik açılarak fitil çıkarılıp etrafına da fazla alevli
yanmaması için tuz konur. Buna delil adı verilir, ancak bazı yerlerde çerağ
kullanımı dav ardır. Yakın zamanlarda, cemlerde, bunun yerine mum da
kullanılmıştır. Dedenin bulunduğu ve yalnızca musahipli olanların –aşınası,
peşinesi olanlar da dahil- katılabildiği cemlerde delil, görevlisi tarafından
yakılır. Bu, on iki hizmetten birini oluşturur.
Delilci (K.1, K.2, K.6, K.8, K.15, K.16,
K.19, K.27, K.32)
Cemlerde
delili yakmakla ve cem süresince delilin yanar durumda kalmasını sağlamakla
görevli kişi. Bu görevi yerine getirebilecek olan hizmet sahibini öncelikle halk
belirler; dede geldiğinde halk tarafından seçilmiş olan bu kişiye hayırlısını
vererek resmen bu göreve atamış olur.
Delil
uyandırma (K.16,
K.18)
Delilci
tarafından delilin yakılması.
Derviş (K.1)
Talip.
Dışarı
kurbanı (K.19,
K.20, K.30)
Adak
kurbanları, Kurban bayramı’nda ve herhangi bir cenazenin ardından verilen
kurbanlar gibi herkese açık olan herhangi bir gizlilik içinde yürütülmeyen
kurbanlara verilen ad.
Dolu (K.1, K.2, K.3, K.5, K.6, K.10,
K.18, K.20, K.32)
İçki.
Tahtacı kültüründe dolu ile kastedilen genellikle rakıdır, hatta bazen bunun
yerine şişe de kullanılmaktadır.
Dolucu (K.1, K.2, K.3, K.5, K.6, K.10,
K.18, K.20, K.32)
Cemlerde
içki dağtmakla görevli on iki hizmet sahibinden biri.
Dolu
üçleme (K.1, K.2,
K.3, K.5, K.6, K.10, K.18, K.20, K.32)
Cem
törenlerinde, dolucunun dededen başlamak üzere onun sağında ve solunda
oturanlarla beraber üç kişiye sırasıyla üç kez dolu sunması.
Dört
kapı
(K.2)
Şeriat,
tarikat, marifet ve hakikat. Tahtacılar bu dört kapıyı bilmekte, ancak bunlara
farklı anlamlar yüklemektedirler. Şeriat, “şer’i, kötülüğü üzerinden at”
demektir. Tarikat, mensup olunan mezhebe ikrar verme, marifet ise dini bilgileri
iyice özümseyip hayata geçirme, son aşama olan hakikat ise hak kapısına ulaşma
anlamlarına gelmektedir. Tahtacı inanışına göre, ancak hakikat kapısına ulaşmış
kişiler musahip olabilir, diğerleri olamaz.
Dua (K.1, K.2, K.18)
Cenazenin
defnedilmesi ve arkasından verilen yemeklerde, adak yemeklerinde, bayrak dikme
vb. törenlerde dede veya dedenin vekili olan şahıslarca okunan dini
sözler.
Düşkünlük (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6,
K.9, K.10, K16, K.18, K.19, K.20, K.21, K.30, K.32)
Tahtacı
örf ve âdetinin, ahlak görüşünün yasak ettiği şeylerin (birden fazla kadınla
evlenme, boşanma, zina, hırsızlık, adam öldürme, dedeye ve diğer canlara yalan
söyleme, musahibinden ayrılma, sırrı açığa vurma vb.) yapılması halinde
uygulanan ve suçun ağır olması durumunda toplumdan soyutlanmayı, cemlere ve
meydana alınmamayı, hatta sürgün edilmeyi de içeren suçluluk durumu.
Düşkünlük meydanı (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6,
K.15, K.16, K.18, K.19, K.20, K.32)
Düşkün
olan bir kişinin toplumun ileri gelenlerinin (musahipliler, aşnası ve peşnesi
olanlar) hazır bulunduğu bir cemde sorguya çekildiği varsa şahitlerinin
dinlendiği, gerekli görüldüğü taktirde işlenen suçun büyüklüğüne göre cezaya
çarptırıldığı meydan. Â Düşkünlük meydanı, ceza verilmek üzere açılabildiği
gibi, düşkün olan kişilerin affedilmesi, düşkünlüklerinin kaldırılması için de
açılabilir. Böyle durumlarda düşkün, dedenin de bulunduğu bir cemde kurban
kesmek zorundadır.
Edep-erkân (K.2, K.3, K.18)
Cemlerde,
cemde bulunan herkesin Selman’ın işaretiyle diz üstünde ve eller dizlerin
üzerinde sessiz bir şekilde oturur halini alması. Selman bu vaziyete geçmeleri
için cemdekilere “Hü edep erkân” der ve ondan sonra göreceği hizmeti yerine
getirir.
Ehl-i
beyt (K.1,
K.16)
Hz.
Muhammed, Hz.Ali ve onun eşi Hz.Fatma ile onların çocukları Hasan ile
Hüseyin.
Elma
(K.1, K.3, K.5, K.6, K.7, K.10, K.18, K.19, K.20, K21)
Peşine
olmak isteyenlerin ceminde verilen bir içeri kurbanı (bkz. Peşine)
Erkân (K.1, K.2, K.3, K.15, K.19, K.20,
K.21)
Yol,
yöntem anlamına gelen erkân, cemlerde belirli bir sıra ve düzen dahilinde yerine
getirilen hizmet olarak kullanılır.
Erkân
yetirme (K.1,
K.2, K.3, K.15, K.19, K.20, K.21)
Cenaze
yemekleri, adak kurbanları gibi küçük cemlerde hizmet sayısının belirli bir
sayıya tutturulmasına verilen ad. Cemlerin düzenlenme amaçları birbirinden
farklı olduğu için, musahip olma, ikrar verme, dar’ı mansurdan geçme vb.
buradaki hizmetlerin sayısı da değişebilmektedir. Büyük cemlerde on iki hizmetin
tamamının bulunmasına karşılık bazı küçük cemlerde bu sayı düşebilmektedir.
Hizmet sahiplerinin meydanı süpürmesi, el suyu dağıtması, sofrayı sermesi ya da
sazandar tarafından nefes üçlemesi vb. erkân yetirme olarak da
geçmektedir.
Erkân
yürütme (K.1,
K.2, K.3, K.15, K.19, K.20, K.21)
Cemin
yapılış amacına göre yerine getirilmesi gereken hizmetleri uygulamaya
başlama.
Eşik (K.3, K.10, K.18,
K.26)
Cemin
yapıldığı odaya sembolik olarak girişi ifade etmek için kapının hemen iç kısmına
konulan ince uzun sopa veya oklava. Çadır hayatının sürdürüldüğü dönemlerde kapı
ya da kapı eşiğini temsil etmek amacıyla kullanılmış olup uygulanırlığını
günümüze kadar sürdürmüştür.
Eşikçi (K.3, K.10, K.18,
K.26)
Cemevlerinde kapının hemen içeri
tarafında elindeki sopayı veya oklavayı yerde tutan kişi. Eşikten herkes niyaz
ederek geçer. Bu sırada eşikçi, eşiği hiç hareket ettirmez.
Eyvallah (K.1, K.2)
Razı
gelme, kabul etme, onaylama.
Faraş (K.1, K.3, K.18, K.32)
Meydanı
süpürmekle görevli kişi. Bazen bu sözcük yerine Farrac da
kullanılmaktadır.
Gece
kurbanı (K.3,
K.10, K.18, K.20, K.21)
İçeri
kurbanına verilen ad.
Gülbenk (K.2)
Dini
törenlerde, cemlerde, yüksek sesle okunan dua.
Gün (K.6, K.10, K.12)
Hz.
Muhammed’i temsil eder.
Gözcü (K.1, K.2, K.10, K.19, K.20,
K.21)
Cemlerde
dedenin buyruklarını taliplere bildirmekle, sükuneti sağlamakla, cem kurallarına
taliplerin uyup uymadığını gözetlemek ve gerektiğinde onları uyarmakla görevli
hizmet sahibi.
Hak (K.1, K.2, K.30)
Allah
anlamında kullanılır, ancak bazen yanına demek fiilinin getirilmesiyle “kabul
etmek” anlamında da kullanıldığı görülmektedir. Özellikle dedenin taliplere
nasihatlerde bulunduktan sonra “sözümü hak dedin mi?” şeklinde kullanımı
yaygındır.
Hayırlı (K.1, K.2, K.10, K.16)
Dede
tarafından hizmet sahiplerine hizmetlerinin karşılığı olarak dua. Hayırlının
sonunda hangi hizmet sahibine verilmişse, onun adı geçer. Cenaze ve adak
yemeklerindeki, bayrak dikme vb. törenlerdeki duaları okuyabilmek için ded
olmaya gerek yoktur, bunları bilen kişiler de verebilir, hayırlıyı ise ancak
dede verebilir.
Halka
namazı (K.3,
K.10, K.27)
Cemlerde
herkes büyüklük sırasına göre yerini alıp halka şeklinde oturduktan sonra selman
meydana gelir ve edep erkân diyerek herkesin diz üstü oturup bellerine
kemendlerini bağlaması konusunda uyarıda bulunur. Daha sonra dedenin de izniyle
herkes, olduğu yerde secdeye varır ve Allah Allah Allah şeklinde zikre başlar.
Bu birkaç dakika sürer. Herkesin halka şeklinde oturmuş bulunmasından dolayı
halka namazı adı verilen bu namazda her can karşısındakinin kıblesini oluşturur.
İnanışa göre bu namazın cemal cemale kılınmasının nedeni Allah’ıh insanda
olması, insanı kendine örtü yapıp onda gizlenmiş olmasıdır.
Hızır
orucu (K.10,
K.18)
Tahtacılar arasında yalnızca bir
yerleşim alanında (Köprübaşı Mah. Göksu Belediyesi) saptanan Hızır orucu,
Şubat’ın 13-14-15’inde Hızır Aleyhisselam adına tutulan üç günlük bir oruçtur.
Esas olarak Tahtacı olmayan diğer Aleviler arasında yaygın olan bu oruç,
mahalleye yine bu yerleşim biriminden bir kişi tarafından getirilmiş, sonra da
herkes tarafından kabul edilip tutulmaya başlanmıştır.
Hü (K.1, K.10, K.18)
Cemdekilere bir hizmetin yerine
getirileceği haber verilirken kullanılan bir sözcük. Örneğin saka suyu
dağıtılırken sakacı “Hü, saka suyu geliyor” der ya da mürebbi ikrarı alınacak
gençleri arka arkaya sıra ile meydana getirirken “Hü erenler şahı, katar
uzatıyorum” der. Buyruk’ta ise Hü, Hak teala’nın gizli adlarından birisi olarak
geçmektedir.16
İbrikçi (K.3, K.11, K.13)
Cemin
başında ve yemekten sonra cemde bulunanlara el suyu döken kişi. Bazen bu
grevliye sucu adı da verilmektedir.
İçeri
kurbanı (K.1,
K.2, K.9, K.10, K.15, K.18)
Bkz.
Kurban.
İçeri
nefesi (K.1, K.3,
K.6, K.19)
İçeri
kurbanının bulunduğu cemlerde Şah Hatayi7den söylenen nefeslere verilen
ad.
İkrar
alma (K.1, K.2,
K.3, K.4, K.5, K.6, K.10, K.11, K.15, K.16)
Söz alma.
Her tahtacı 14,15 yaşına ayak basan oğlunun ikrarını aldırır. İkrar alma için
bir cem düzenlenir. Bu cemde dede, ikrarı alınacak gence (ya da gençlere) bu
yolun gerekleriyle ilgili nasihatlerde bulunur, kendisinden “eline, beline,
diline sahip olması” için söz alır. Bu cemle birlikte genç, tam olarak Tahtacı
kimliği kazanıp yaptığı işlerden kendisinin sorumlu olduğu bir aşamaya
gelir.
İmam
Hüseyin Kurbanı
(K.18)
Adak
kurbanı, İmam Hüseyin’e adandığı için adakların en önemlisidir. İmam Hüseyin’e
adanan kurbanlar tüm pişirilir. Bu nedenle bu kurbanlara “tüm kurban” adı da
verilir. Kurban tüm olarak yaşlı ve bu konuda deneyimli kişiler tarafından
pişirilir; ortaya tüm olarak getirilir; kemikleri kırılmadan parçalara ayrılır,
sofralara bu şekilde dağıtılır. Kurbandan geriye kalanlar bir çukura
gömülür.
İstekli (K.2, K.30)
Dededen
önce izinsiz olarak yemekten bir lokma alana Menemenciler tarafından verilen ad.
Cemlerde ilk lokmayı dede alır, diğer talipler ancak dedenin izin vermesinden
sonra yemeğe başlayabilir. Bu kurala uymayanlara bir sonraki cem için yemek veya
dolu getirme cezası verilir.
Kamber (K.20, K.21, K.24)
Dedenin
köyleri seyahati sırasında onun yanında bulunarak her türlü hizmetini gören ona
yolculukta yardımcı olan, bazen cemlerde saz da çalan kişi. Kamber, halk
arasında bilgili, görgülü, bu hizmetleri yapabilecek kişiler arasından
seçilir.
Kapı
kurbanı
(K.2)
Bkz.
Birlik kurbanı.
Kapıcı (K.20, K.21)
Cemevinin
kapısını bekleyen ve gerekli durumlarda giriş çıkışı denetleyen hizmet
sahibi.
Kasab-ı cömerd (k.11, K.13)
Kurbancı.
Kaygusuz lokması (K.3, K.10, K.18,
K.27)
Cem
yemeklerinde ya da herkesin evinde yediği yemeklerde isteğe bağlı olarak
“Kaygusuz aşkına” biraz büyükçe alınan son lokma. Bazı Alevi köylerinde ise can
aşı (cenaze yemeği)’nden herkes büyükçe bir lokma alır, “Hü erenler Kaygusuz
Sultan Aşkına” diyerek yanındakinin ağzına verir. Bu şekilde herkes sevip
saydıklarına lokma sunar.
Kaza
kurbanı (K.1,
K.9, K.15, K.17)
Tahtacılar’ın ormanda çalışmaya
başlamadan önce, kesim esnasında kendilerine herhangi bir zarar gelmemesi için
kestikleri kurbana verilen ad. Bazen buna pay kurbanı da denir. Kurban edilecek
küçük baş hayvan üç beş ailenin bir araya gelmesiyle alınır, eti eşit bir
şekilde pay edilip birlikte yenir. Ertesi gün de kesime başlanır.
Kesene (K.1, K.2, K.11, K.18, K.20,
K.21)
Toplumda
işlenen suçlara karşılık herkesin bulunduğu bir cemde ortaklaşa alınan karar ile
kesilen para veya yaptırım cezası. İşlenen suçun büyük veya küçüklüğüne göre bu
cezanın miktarı değişebilir.
Kırklar Meclisi (K.18, K.21)
İçlerinde
Hz.Ali ile onun eşi Fatma’nın, ayrıca Selman’ın da bulunduğu kırk kişiden oluşan
meclise verilen ad.
Kömbe (K.10, K.11, K.12, K.13, K.14,
K.27)
Tahtacı
Kültürü’nde genellikle özel günlerde; Cuma akşamlarında, cenaze ile nevruz ve
hıdırellez ile ilgili törenlerde pişirilen bazen kurban yerine de geçen bir
çeşit çörek. Bazen kömbeye çörek, bunun pişirilmesine de çörek çekmek adı
verilir.
Kurban (K.1, K.2, K.9, K.10, K.15,
K.18)
Allah’ın
lütfunu kazanmak için ona sunulan armağan. Tahtacı Kültürü’nde içeri kurbanı ve
dışarı kurbanı olmak üzere iki çeşit kurban vardır: İçeri kurbanları yalnızca
musahibi bulunanların katılabildikleri (Çaylaklar’da aşnası ve peşnesi olanlar
da katılabilir) cemlerde belirli bir tören eşliğinde gerçekleştirilen ve cemdeki
hizmetlerden biri sayılan kurbanlardır. Bunlar belirli zamanlarda ve belirli bir
amaç için yerine getirilir. Örneğin musahip olma, aşına peşine olma vb.
törenlerde.
Bu
kurbanlardan yalnızca ceme katılanlar yiyebilir, cemin sonunda kurbanın
kemikleri; derisi, kalan parçalarının hepsi bir araya getirilir ve gömülür.
Dışarı
kurbanları ise; adak kurbanları, cenazenin arkasından kesilen kurbanlar, kurban
bayramındaki kurbanlar vb.’dir. Dışarı kurbanları, içeri kurbanları gibi
gizlilik içinde gerçekleştirilmez, herkese açıktır.
Kurbanlar, belirli zamanlarda
belirli bir amaç için kesilmeleri göz önüne alınarak sınıflandırılmalarının
yanında kanlı ve kansız olmak üzere de ikiye ayrılır. Kanlı kurban olarak
yapılacak cemin işlevine göre koç, koyun, davar veya Cebrail (horoz)
seçilebilir. Kansız kurban da cemin yapılma amacına (peşine olmak isteyenler
yalnızca bir elma kurban eder) veya kurban sahibinin (ya da adak sahibinin)
niyetine göre değişebilir. Bu kömbe de olabilir, fakir, fukaraya yemek vermek de
olabilir.
Kurbancı (K.1, K.2, K.3, K.10, K.15, K.16,
K.18, K.20, K.21)
Taliplerin kurbanlarını kesmekle
görevli olan hizmet sahibi. Kurbancıyı, bu işi yapabilecek kişiler arasından ilk
önce halk seçer, dede de hayırlısını verir.
Kurban
tığlamak
(K.21)
Kurban
kesmek.
Kuyucu (K.10, K.12, K.15,
K.24)
İçeri
kurbanından artan etleri, kalan parçaları ve kemikleri, kurbanın postunun içine
koyarak önceden kazmış olduğu gizli bir kuyuya gömmekle görevli on iki hizmet
sahibinden biri. Menemenciler’de bu hizmeti kurban sahipleri yerine
getirmektedir.
Küçük
oruç (K.10, K.11,
K.27)
Muharrem
ayında tutulan orucun son gününde oruç açıldıktan sonra yatıncaya keder yemek
yenebilir, ancak yattıktan sonra sabaha kadar hiçbir şey yenip içilmez. Küçük
oruç adı verilen bu oruç sabahleyin kuşluk vakti, kesilen horozun taşlığıyla
açılır.
Musahiplik (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6,
K.7, K.9, K.10, K.11, K.12, K.13, K.15, K.16, K.18, K.19, K.21, K.24, K.7, K.28,
K.29, K.30, K.31, K.32)
Evlenmiş
iki kişinin eşleriyle beraber birlik ve beraberlik içinde yaşayacaklarına,
birbirlerini koruyup gözeteceklerine, ahrete kadar kardeş kalacaklarına dair
dedenin ve taliplerin huzurunda söz vermesiyle gerçekleştirilen bir çeşit
akrabalık. Musahip olan kişiler birbirlerinin her türlü hallerinden
sorumludurlar, birisinin düşkün olduğu durumlarda diğer çiftin de düşkün
sayılması bundan kaynaklanmaktadır.
Mehdi (K.1)
Hz.Ali’nin oğullarından birisi.
Onun kıyametin kopmasına yakın tekrar ortaya çıkacağına inanılır.
Meydandan geçme (K.2)
Yaz
gelince ara verilen, güz başında da tekrar düzenlenmeye başlanan cemlerin
ilkinde –genellikle Cuma akşamlarında düzenlenir- musahibi olanlar
musahipleriyle dedenin önüne gelir ve bütün cemdekilere bu taliplerden razı olup
olmadıkları veya onlar hakkında bir şikayetlerinin bulunup bulunmadığı sorulur.
Cemdekiler bu taliplerden memnun iseler, “Allah eyvallah” yani razıyız şeklinde
cevap verir. Buna meydandan geçme adı verilir ve bu şekilde cemdeki herkes
meydandan geçer.
Muhammed Ali
döşeği
(K.15)
İçeri
kurbanlarında dedenin oturduğu yere verilen ad.
Mürebbi (K.1, K.10, K.21)
Çaylaklar’da dedenin bulunmadığı
yerlerde onun yerine vekillik eden görevli. Bu kişi cemlere katılanlara yol
erkân öğretir, toplumu gözetir, dede geldiğinde toplum içerisinde huzursuzluk
çıkaranları dedeye bildirir. Kısacası topluma her konuda yardımcı olur ve onları
yönlendirir.
Mürşit (K.1, K.18)
Dedelikten sonra gelen bir üst
kademe.
Nefes
üçleme (K.1, K.3,
K.19)
İçeri
kurbanlarının bulunduğu cemlerde sazandar tarafından üç nefesin baştan sona
okunması, Bu nefesler genellikle Şah Hatayi’den seçilir.
Niyaz (K.2, K.10, K.18)
Niyazın
kelime ve kavram olarak iki anlamı vardır: Birincisi Hz.Muhammed, Hz.Ali, on iki
imamdan biri veya bir inanç ulusunun adı anıldığında sağ el baş parmağının
dudağa değdirilmesi suretiyle başta Allah, Muhammed, Ali olmak üzere din
ulularına yapılan bir ibadeti ifade eder. Niyaz bu şekilde yapılabileceği gibi
dini törenlerde yere secde eder gibi kapanıp “Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali”
diyerek de, yine aynı şekilde yanak yanağa ya da gerekli olduğu durumlarda
dedenin önüne kapanıp kemendinden ve elinden öperek de
gerçekleştirilebilir.
Yapılan
bütün niyazlar Hak’kadır. Bu nedenle dede, yapılan niyazlar karşısında “Niyazın
Hak’ka” der, bu şekilde niyazları Hak’ka göndermiş olur. Niyazın ikinci anlamı
ise, köye gelen dedelerin yolluk ihtiyaçlarını karşılamak üzere bütün halktan
toplanan paradır. Bu parayı herkes vermek zorundadır, ancak paranın miktarı
insanların maddi durumlarına uygun olarak isteğe bırakılmıştır.
Ocak
kazma (K.10, K.27, K.29)
Evli
çiftlerin baba evinden ayrılıp ayrı bir eve çıkacakları zaman düzenlenen tören.
Ocak kazma adı verilen bu törende yeni bir eve çıkacak olan çiftler, maddi
durumlarına göre konu komşuyu çağırıp ya koyun ya da horoz kurban eder. Dede,
evin ocağının başına gelir ve elindeki kazma ile “ya Allah, ya Muhammed, ya Ali”
diyerek üç kez ocağı kazıyormuş gibi yapar ve sonra da ocağa önceden konmuş olan
odunları veya çırayı tutuşturur. Ardından da yemekler yenir.
Ok (K.9)
Kaza
kurbanının pay sahiplerine eşit bir şekilde dağıtılabilmesi için kurban
sahiplerinin çakı, bıçak, tarak vb. herhangi bir özel eşyası alınır, bu eşyalar
aklı ermeyen bir çocuğun eline verilir ve kendisinden bunları önceden eşit
parçalara bölünmüş etlerin üzerine koyması istenir. Kurban sahipleri de
kendilerine ait eşya, hangi payın üzerinde ise o parçayı alır ve herkes hakkına
razı olur. Kurbanın bu şekilde pay edilmesini sağlayan özel eşyaya Aydınlılar ok
adını vermektedir.
On iki
hizmet (K.1, K.2,
K.15, K.16, K.18, K.19, K.24, K.32)
Cemlerde
belirli bir plan ve düzen dahilinde yerine getirilen görevler. Her birinin ayrı
bir sahibinin bulunduğu bu hizmetlere on iki erkân adı da verilmektedir. Mutlaka
musahipli olması gereken hizmet sahiplerini şu şekilde
sıralayabiliriz:
1.Dede
2.Rehber
3.Gözcü
4.Delilci
5.Sazandar (zakir)
6.Süpürgeci (Faraş,
Farrac)
7.Dolucu
8.Kurbancı
9.Sucu
10.Pervanı (Peyk)
11.Kuyucu
12.Kapıcı
Bu on iki
hizmet sahibi ile ilgili açıklamalar söz konusu madde başlarında yer
almaktadır.
On iki
erkân (K.1, K.2,
K.15, K.16, K.16, K.18, K.19, K.24, K.32)
Bkz. On
iki hizmet.
Oruç (K.1, K.2, K.3, K.4, K.5, K.6,
K.7, K.9, K.10, K.11, K.13, K.14, K.17, K.18)
Tahtacılar Muharrem ayında
tuttukları oruca başlamak için Kurban Bayramı’nın ilk gününden itibaren 20 gün
saymaya başlar ve bu günün akşamında sahura kalkarak oruçlarına başlar. İmam
Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişinin yasını çekmek amacıyla tutulan bu orucun
süresi Çaylaklar ve Menemenciler’de 12, Aydınlılar’da ise 10 gündür. Oruç
süresince kan akıtılmaz, yaş kesilmez, et, yumurta, soğan vb. yiyecekler yenmez,
tırnak kesilmez, saç sakal tıraşı olunmaz, banyo vb. ihtiyaçlar yerine
getirilmez, duru su içilmez, ya içine biraz şeker konularak içilir ya da bunun
yerine çay, ayran vb. içecekler içilir. Oruç son günün sabahında pişirilen aşura
ile sona erer.
Ortak (K.1, K.13, K.25)
Musahip.
Oturak (K.19)
Semahın
ağ3ırlama bölümü.
Oturma (K.15, K.17)
Semahın
ağırlama bölümüne Aydınlılar’ın verdiği ad. Buna bazen oturum da
denilmektedir.
Özlerin birlenmesi (K.2)
Cemde
bulunan herkesin kalplerindeki kötülüğü, fesatlığı, kırgınlığı kısacası ikiliği
ortadan kaldırması.
Özne (K.1, K.2, K.15)
Kadınların ikrar alma töreni.
Kadınların ikrarı ancak evlendikten sonra alınabilir. Bunun için eğer dede varsa
düğün gecesi yoksa dedenin geldiği bir zamanda birkaç musahiplinin de bulunduğu
bir cem düzenlenir. Bu cemde dede, ikrarı alınacak olan kadına nasihatlerde
bulunup ondan Tahtacı örf ve âdetlerine, inanışlarına, ahlaki değer yargılarına
uyacağına dair söz alır.
Pay
kurbanı (K.1,
K.9, K.15, K.17)
Bkz. Kaza
kurbanı.
Pervane (K.10, K.15, K.18, K.21,
K.31)
Talipleri
ceme davet etmekle ve cem süresince dışarıdaki hizmetleri yerine getirmekle
görevli kişi. Bu hizmet sahibine peyk adı da verilir.
Peyk (K.10, K.15, K.18, K.21,
K.31)
Bkz.
Pervane.
Peşine (peşne) (K.1, K.3, K.5, K.6, K.7,
K.10, K.11, K.13, K.18, K.19, K.21, K.27, K.32)
Tahtacılar’ın Çaylaklar adı
verilen oymağında görülen ve aşınalıktan sonra gelen üçüncü yol kardeşliği,
Aşınası olmayanlar peşine olamaz. Peşine olabilmek için bir elmanın kurban
edilmesi yeterlidir; dede bir elmayı dörde böler ve bu dört parçayı peşine
alacaklara verir.
Post (K.1, K.2, K.3, K.10, K.12, K.15,
K.18, K.32)
Cemlerde
musahip olacakların, ikrarı alınacakların vb. üzerine oturup dededen
hayırlılarını aldıkları kumaştan yapılmış yaygı. Bu post dedenin evinde, eğer
dede sürekli bir yerde bulunmuyorsa, rehberin veya mürebbinin evinde muhafaza
edilir.
Posta
yatırma (K.1,
K.2, K.21)
Çaylaklar’da ve Menemenciler’de
musahip olacakların veya ikrarı alınacakların dedenin önüne getirilerek posta
yatırılmalarına verilen ad.
Rehber (K.1, K.2, K.3, K.10,
K.18)
Dedenin
bulunmadığı yerlerde onun vekilliğini yapan hizmet sahibi. Mürebbi veya babadan
bir üst aşamada bulunan rehber, bir talipte bulunması gereken özelliklerden çok
daha fazlasına sahiptir. Öncelikle yol ve erkânı tam olarak bilen, bunları
uygulayıp taliplere öğretebilen, talibin her türlü derdine çare bulabilen,
herkes tarafından sevilip sayılan olgun ve kültürlü bir kişidir.
Sakkacı (K.1, K.10, K.15,
K.27)
Saka suyu
dağıtan hizmet sahibi.
Saka
suyu (K.1, K.10,
K.15, K.27)
İçeri
cemlerinde ve muharrem orucunun sonunda akşam yapılan cemde yemekten sonra
sakacı tarafından Kerbela’da susuz şehit düşen İmam Hüseyin aşkına dağıtılan
su.
Sazandar (K.1, K.3, K.10, K.15, K.18,
K.19)
Saz çalıp
nefes söyleyen hizmet sahibi.
Selman (K.1, K.3, K.19, K.24,
K.30)
Cemlerde
meydanı süpürmek, el suyu dökmek ve sofraları serip yemek süresince ihtiyaçları
karşılamakla görevli hizmet sahibi. Tahtacı Kültürü’nde eskisi gibi içeri
kurbanları yapılmadığı için hizmet sahiplerinin sayısında da azalmalar olmuş, on
iki hizmeti yerine getiren görevliler kalmamıştır. Bugün yapılan cemlerdeki
birkaç hizmet sahibinden biri de selmandır.
Semah (K.3, K.6, K.10, K.18,
K.19)
Cemlerde
en az iki kişinin karşılıklı oynadığı dini bir oyun. Semah yanında samah olarak
da adlandırılan bu oyun bir çeşit ibadet olarak kabul edildiği için eğlence
amaçlı toplantılarda oynanmaz. Semahın ağırlama ve yürütme olmak üzere iki
bölümü vardır: Ağırlama bölümünde ayaklar dar vaziyetinde olup eller yavaş yavaş
havada sağa sola gidip gelir; bu bölümün ardından yürütmeye geçilir. Yürütmede
ayaklar dar vaziyetinden ayrılır ve belirli figürlerle, biraz daha ritmik bir
şekilde, karşılıklı dönülmeye başlanır. Ancak bunu yaparken oynayanlar
kesinlikle dedeye ve sazandara sırtlarını dönemez.
Selman-ı pâk (K.2)
İbrikçi.
Seyyid-i faraş (K.2)
Süpürgeci.
Sofracı (K.10, K.18, K.26)
Sofraların serilmesi, dağıtılması
ve sonunda da toplanması ile ilgili görevleri yerine getiren kişi. Yemek boyunca
sofradakilere hizmet eder. Bugün bu görevi yapan kişiye selman adı da
verilmektedir. (bkz. Selman)
Sofu (K.1)
Talip.
Softa (K.1)
Gerici,
yobaz.x
Sorgudan geçirme (K.1, K.2)
Dedenin
(dede yoksa mürebbinin veya babanın) ceme başlamadan önce talipler arasında
dargın olanlar veya herhangi bir suçu olanlar varsa, bunları meydana çağırıp
sorgulayarak bir anlaşma ortamı hazırlanması. Kişi gelir her şeyi açık açık
anlatır, dargın ise barıştırılır, bir sorun varsa halledilir, ceme öyle
başlanır.
Sucu (K.1, K.2, K.10)
İbrikçi
anlamında kullanılmasının yanında cemdekilere saka suyu dağıtan görevli
anlamında da kullanılmaktadır.
Süpürgeci (K.1, K.3, K.10, K.18, K.19,
K.32)
Bkz.
Faraş.
Şemsi (K.15, K.18)
Bkz.
Dolucu
Şıh (K.10, K.18)
Dede.
Talip (K.1, K.2, K.18, K.31)
Tahtacı
dini inanışını, gelenek göreneklerini benimseyen ve bunları yaşamında uygulayan,
ikrarını vermiş kişi.
Tarikat nikahı (K.1, K.2, K.15)
Resmi
nikahın ardından dedenin bulunduğu yerlerde gelinin oğlan evine getirildiği
günün gecesinde; bulunmadığı yerlerde ise dedenin geldiği zamanlarda yakın
akrabaların ve musahipli birkaç kişinin toplandığı bir ortamda dede tarafından
kıyılan nikah. Bunun için ikrarı alınmış gelinle beraber eşi dedenin önünde
niyaz ettikten sonra diz çöküp oturur. Dede onlara dua eder. Duanın sonunda
nikahı kıyılan bu gençlerle beraber herkes niyaz eder ve tarikat nikahı kıyılmış
olur.
Tecelle (K.1, K.3, K.10, K.25,
K.27)
Çaylaklar’da, içeri kurbanının
bulunduğu cemlerin sonunda cemdeki bütün bacılar dedenin izniyle tecelleye
kalkar; en önde dedenin eşi, onun arkasında hizmet sahiplerinin ve diğer
sofuların eşleri olmak üzere arka arkaya sıralanıp dededen başlayarak bütün
erkeklerle niyazlaşır. Sonra da dedenin önünde dar’a durup hep birlikte
hayırlılarını alır ve yere niyaz ederek yerlerine otururlar. Buna tecelle adı
verilir. Kendileriyle niyazlaşan bacılara erkekler “tecellen kabul olsun”
der.
Tercüman (K.1, K.18, K.21)
Bütün
olarak pişirilen içeri kurbanı.
Tercümandan geçme (K.1, K.18, K.21,
K.31)
Tercüman
kesmekle yükümlü olan musahip adaylarının veya düşkünlüğü kaldırılacak olan
kişilerin cemde kurban kesmesi.
Tüm
kurban
(K.18)
Bkz. İmam
Hasan kurbanı.
Uğundurma (K.1, K.10, K.11, K.12, K.25,
K.27)
Herhangi
bir dileği olanlar orucun son gününde oruçlarını açmaz; o gün akşam saz çalıp
nefes söylerler, semah dönerler ya da kendi aralarında eğlence düzenleyerek
sabaha kadar uyumadan beklerler. Oruçlarını da o gün için kurban edilen
cebrailin (horozun, b.n.) taşlığıyla ardından da yine o gün şafağa karşı
pişirilmiş olan çorbayla (aşure) açarlar. Dileklerinin gerçekleşmesini isteyen
kişilerin orucun son günü oruçlarını açmayarak sabaha kadar tuttukları bu oruca
uğundurma adı verilir.
Yatan
oturan hayırlısı
(K.1, K.2)
Bacıların
tecelleye kalkmasından sonra cemin sonunda cemle ilgili herhangi bir dedikoduda
bulunulmaması için dede tarafından verilen dua.
Yataklamak (K.1, K.2, K.6)
Gömmek
(cenaze veya kurban için kullanılır.)
Yekde (K.15, K.16)
Aydınlılar tarafından musahibi
olmayanlara verilen ad.
Yol
kardeşi (K.2,
K.18)
Tahtacı
dini inanışları, ahlaki değerlerini, gelenek ve göreneklerini kısacası tüm yaşam
tarzını benimseyip uygulayan taliplerin kardeşliği.
Zakir (K.2, K.18)
Bkz.
Sazandar.
Zülfikar (K.16, K.18)
Hz.
Ali’nin gökten inip sonunda da tekrar göğe çıktığına inanılan ucu çatallı
kılıcı.
Â
(Nilgün
Çıblak,İçel Tahtacı Kültüründe Terim,
Kavram ve Adlar Üzerine Bir Deneme, Uluslar arası Türk Dünyası Halk Edebiyatı
Kurultayı, 26-28 Mayıs 2000, Kültür Bakanlığı
Yayını)
|
Function viewpage in module subjects returned.
|
|