Tahtacılarda
Ağacın Özel Yeri ile Hacıemirliler ve Kızılcapınar
Ali Aksüt
İnsanlık her konuda
olduğu gibi inançlar konusunda da bir değişim süreci yaşayarak bugüne gelmiştir.
Burada eski inançların; dağların, yüce kayaların, mağaraların, ırmakların, kuşların
yanında ağaçların da azımsanmayacak bir yeri vardır.
Ben de eksiğimi
noksanımı dostlar hoş görsün diyerek bu konuyu kapsamını oldukça dar tutarak
yazmaya çalıştım.
Çok kısıtlı olanakla
yola çıkıp Anadolu’daki Tahtacı yerleşim yerlerinin büyük kısmını gezdim. Birbirinden
oldukça uzakta da olsalar Tahtacılarda ağaç ile özdeşleşmenin birçok izlerini
gördüm. Bunun bir dünü var ki halk yaşatıyor diye düşündüm:
Ardıç ağacı:
Diğer birçok ağaç gibi ardıç ağacı Türkler tarafından kutsal kabul edilmiştir.
Bugün Tahtacıların en sevdikleri semah “Ardıç ağacı ardıç ağacı başımın tacı”
diye başlar.
Çam ağacı:
Tahtacıların geçim kaynağı ağaç kesim işinde en çok çam ağacı ile karşılaşırlar.
Meşe ağacı:
Birçok Tahtacı yerleşim yerini gezdiğinizde, örneğin İçel-Kuzucubelen, Silifke-Kırtıl,
Mut köyleri, Muğla-Ula-Çörüş vb. yerlerde küçük bir meşe korusunu ziyaret yeri
olarak görürsünüz. Belli günlerde ziyaret edilen bu meşeliklere adaklar adanır,
kurbanlar kesilir, dilekler dilenir, bez bağlanır, saç teli bağlanır vs. Yakut
Türklerinde aile ocağı sönmemesi gereken kutsal bir ateştir. Ocağı bir ruh korumaktadır.
O ruhu yaşatmak için ocak ateşi hiç söndürülmez, düşmana, ateş verilmez. Bu
ocakta yanan Meşe (Mas) ağacıdır.
Manisa ili Salihli
ilçesi Kabazlı Köyü bir Alevi-Türkmen köyü, köydeki adak yerleri ya da ziyaretlerin
adı şöyle:
1. Orman Dede
2. Çalı Dede
3. Gözcü Dede
4. İrfan Dede
5. Hayıt Dede
6. Pıynar Dede
7. Gül Dede
Görüldüğü gibi
kutsal sayılan yedi mekânın önemli bir kısmı ağaç adı taşıyor.
Tahtacılar için
birçok araştırmacı Ağaçerilerin torunları tanımlaması getiriyor. Belki öyle
belki değil araştırmaların yoğunluğu, objektif bakışla bulunan belgelerin değerlendirilmesi
bizleri belli bir sonuca götürecek. Tahtacıların anıldıkları ad, yaptıkları
iş, yaşadıkları alanlar, ağaçlara gösterilen özel saygı bizleri biraz tarihteki
ağaç tapımını araştırmaya götürüyor.
Hacıemirliler ve
Kızılcapınar
"Hacıemirli"
adlı Tahtacı oymağının bir adı da Aydınlı'dır. Çukurova’dan Aydın’a gelen sonra
geri dağılan oymak Aydınlı adıyla biliniyor. İbrahim-i Sani’nin torunlarından
İsmail Paşa Reşadiye yakınlarındaki Kızılcapınar’a yerleşiyor (Aydın-Ortaklar’dan
5 km. Aydın yönünde-Kızılcapınar). Kızılcapınar’da Hacıemirli Ocağı’nı yaşatıyorlar.
Daha sonra bu sülaleden Halil Bey ile kardeşi Sani Bey geliyorlar. Halil Bey
İzmir-Menderes ilçesi Bulgurca köyünden yine Hacıemirli oymağından Küçük Hüseyin
lakaplı birinin kızı Elif’le evleniyor.
Halil Beyin ilk
eşinden iki çocuğu, ikinci eşinden de oğlan bir kız çocuğu olmuş. Büyük oğlu
Cafer Gerçek bir süre, diğer kardeşi İsmail de hayli süre cem yürütmüş. Bunların
mezarı Eski Bulgurca’da Çileme yolu üzerindeki aile mezarlığındadır. Babalarının
ve amcalarının mezarları da aynı yerdedir.
Yaşayan kardeşlerden
Şehriban Kızılcapınar’da evlidir.
Aydın Gerçek ise
Menderes ilçesinde oturuyor.
Dedelik yapmayan
Aydın Gerçek bize gerçek bir konukseverlikte bulundu. Yol gösterdi, iz gösterdi,
sağolsun.
Aydın Germencik’te:
Akçeşme, Güzeltepe, Kızılcapınar köyleri
Aydın Ortaklar:
Tekin Köyü
Aydın Söke: Atburgazı,
Güneyyaka köyleri ile Cumhuriyet mahallesi
Aydın Kuyucak:
Ermene, Kuyucak, Sarıcaova köyleri
Manisa Alaşehir:
Haceliler ve Şahyar köyleri
Muğla Milas: Mersimet
(Pınarcık), Kumköyü, Güren Köyü (Kıyıkışlacık) köyleri, Hacı Emirli ocağına
bağlı imiş.
Aydın-Germencik-Kızılcapınar
Köyü
Hacı Emirlilerin
ataları önce Germencik’in Türkmen obası mevkiine gelip yerleşmişler. Kısa bir
süre orada kalmışlar. Köye su getirmişler. Çeşme’nin adı hala Türkmen çeşmesi
imiş.
Eski mezartaşlarında
Kazayağı işareti yok. Ancak Bayram Kemancı "çocukluğumda mezartaşı yerine
konulan tahtalara kazayağı işareti yapılırdı" diyor.
Türkmen obası şimdiki
Kızılcapınar’a 5-6 km. uzaklıkta Ortaklar’dan Balatçık köyüne giden yolla gidiliyor.
Balatçık'tan 3-4 km. sonra yukarıda yolun sağında eski iki türbe kalıntısı ve
çevresinde mezarlık var. Bu mezarlık, Hacıemirli soyunun son belgelerini saklıyor.
Mezartaşlarının bazılarının resimlerini aldım. Bir zamanlar varlıklı bir yaşam
sürdürdükleri kanısını uyandırıyor mezar taşları. Bu mezarlık korunması gereken
bir Tahtacı mezarlığı.
Umarım Aydın Valiliği,
Germencik Kaymakamlığı, Kızılcapınar halkı, Hacı Emirli tüm Tahtacılar, Kültür
Bakanlığı vb. birileri buranın önemini anlar korur. İbrahim-i Sani’nin sancağı
İstanbul’da bir müzede imiş.
Şimdiki Kızılcapınar’a
1961 yılında gelmişler. Türkmen obası'ndan Eski Kızılcapınar’a geldikten sonra
120-130 yıl kadar kalmışlar. Bir heyelan sonrası 1961’de bugünkü Kızılcapınar’a
gelmişler. Yani Kızılcapınar’a insan kıran yüzünden -bulaşıcı bir hastalık-
sonucu geldik diyenler de var.
Kızılcapınarlılar
sevecen, güleryüzlü, eğitimli, konuksever insanlar. Ancak inançlarına karşı
bir özensizlik, kayıtsızlık benliklerini sarmış gibi geldi bana. Söyleştik.
İnançları konusunda bilgi verecek bir kaç yaşlı dededen başka kimse kalmamış,
yayın organları ulaşmıyor. Kurumlar dede yetiştirip birkaç yıl içinde buralara
göndermezlerse büyük yanlışın sorumluları olacaklar.
Kızılcapınar’da
cemevi yok. Camileri var. İmam var. Namaza giden yok. Muharrem orucu yaşlılarca
tutuluyor. Dede ocağı oldukları halde cem yapmıyorlar. Aşure düzenli yapılıyor.
Köyde Hacıemirli soyundan yaşayan ve dedelik yapmayan dedeler; Veli Erenoğlu,
Ahmet Aşcı var. Köyün rehberi Bayram Kemancı imiş. Çevre köylerle iyi geçiniyorlar.
Halk ozanlığı geleneğini sürdüren yoksa da 1979 yılında Aleviliğin Kimliği,
Dayandığı Esaslar Gelenek ve Görenekleri adlı bir kitapçık da bastıran Bayram
Kemancı
“Bahçede bir ağaç
meyve vermezse
Onu da kökünden
sökmek isterler
Yeşerip biterse
dikenli çalı
Ondan koklamaya
bir gül isterler”
diye doğaçlama
bir dörtlük attı önümüzde.
İki yüz evi aşkın
Kızılcapınar, korunması gereken bir evrensel değerlerle dolu yüz akı inanç,
örneği olmayan bir Türkmen mezarlığı, cem, musahiplik düşkünlük derken, bir
şeyler göz göre göre bağıra bağıra sönüp gidiyor.
Bizden yazması...
Belki gençler büyüklerini utandırır umudu ile... Çünkü “İnançlar en su katılmamış
düşünce varlıklarımızdır. Onların özünde kolay kolay değişmeyen boyası değişse
bile yapısında kendini sürdüren bir yaşama gerçeği gizlidir. Bu gerçek bize
Anadolu’da bir kopuşun olmadığını, içten gelen bir kök bulunduğunu gösteriyor”
diyor, İsmet Zeki Eyüboğlu. [Bkz.İsmet Zeki Eyüboğlu: Tanrı Yaratan Toprak.
İstanbul 1990]
Kaynak kişiler:
Aydın Gerçek: Cumaovası/İzmir,
61 yaşında, evli, 2 çocuklu, plastik doğramacı.
Bayram Kemancı,
Germencik-Kızılcapınar/Aydın, 1337 doğumlu, evli, 6 çocuklu, emekli.
Mehmet Ali Erenoğlu,
Germencik-Kızılcapınar/Aydın, 68, yaşında, evli.